Kütahya Emet

Kütahya Emet: Emet denilince, akla ilk gelenler: termal kaplıcalar ve “bor” madeni. Dünya bor madeni yataklarının, üçte ikisi, burada bulunuyor ve bor madeninin gelecek nesillerde, çok önemli işlevleri olacağından söz ediliyor.

Ama günümüze gelirsek, Emet tam bir termal turizm cenneti. Son yıllarda ise, Kazıklı Voyvoda yani diğer adı ile Durakula’nın Romanya’da yaptığı birçok vahşetten sonra, Fatih Sultan Mehmet tarafından ele geçirilerek, buraya hapsedildiği ve her yanı uçurumlarla çevrili, buradan, iki yıl sonunda kaçtığı, bu kaçırın yalnızca Drakula diye anılan bu şahıs tarafından yapılabileceği söyleniyor.

Yani: Eğrigöz kalesi, Emet yöresinde mutlaka görülmesi gereken bir yer olarak ilgi çekiyor.

Kütahya Emet

ULAŞIM

Emet, il merkezi olan, Kütahya iline: 94 km. uzaklıktadır. Emet-Ankara arasındaki uzaklık: 400 km. Emet-İstanbul arasındaki uzaklık: 350 km. Emet-İzmir arasındaki uzaklık: 340 km. Emet-Bursa arasındaki uzaklık: 151 km. Emet-Eskişehir arasındaki uzaklık: 162 km.

TARİHİ

Yöredeki ilk yerleşimcilerin, MÖ.5000 yıllarında bölgeye geldikleri bilinmektedir. Antik dönemde, yörenin ismi: Tiberiopolis olarak geçmektedir. Bu isim: yazılı kaynaklarda ve sikkelerde görülmektedir.

Yani: MÖ.133 yılında, bölgenin Roma hakimiyetine girdiği  düşünülmektedir. Bu dönemde, hemen Emet yakınlarındaki Çavdarhisar da kurulan Aizanoi antik kenti de, yörenin en büyük kenti olarak, bölgenin hareketlenmesini sağlamıştır.

Takip eden tarihi süreçte, Anadolu Selçuklu devletinin ilk hükümdarı olan Süleyman Şah kardeşi Melik Mansur, 1074 yılında, Kütahya ile birlikte Emet yöresini de ele geçirir. 1096 yılına gelindiğinde, I. Haçlı seferi ile, bölge yeniden Bizanslıların eline geçer. Ancak, takip eden dönemde, Selçuklular yine Emet bölgesinde hakimiyeti ele geçirirler.

1380 yılına gelindiğinde, yörede egemen olan Germiyanoğlu Süleyman Bey, kızı Devlet Hatunu: Osmanlı padişahı Yıldırım Beyazıt ile evlendirir ve evlilik hediyesi olarak, Emet de Osmanlı topraklarına katılır.

1921 yılına gelindiğinde, ilçe, Yunan işgaline uğrar. 27 Nisan 1922 tarihinde ise, bu vahşet ve zulüm dolu günler biter. Ancak, çeşitli kereler el değiştiren Emet, 3 Eylül 1922 tarihinde, sonsuza dek, kurtuluşa sahip olur.

Özellikle, Yunan işgali yıllarında, Emetlilerin kahramanca çatışmaları ve işgale karşı koymaları; bu konudaki ayrıntıları okunduğunda, bu ülkenin bir insanı olarak, şahsen benim içimdeki vatan sevgisini ve kurtuluş mücadelesine karşı olan duygularını yeniden canlandırdı. İnanıyorum ki, Emetliler de, bu duyguyu, gururla kalplerinde  taşıyorlardır.

Kütahya Emet

GENEL

İlçe merkezinin rakımı, 888  metredir. Bölge: depremlerin sık olduğu bir yerdedir. Tarihi geçmişinde de, büyük zararlara ve ölümlere neden olan depremler görülmüştür. Özellikle: 1970 yılındaki Gediz kaynaklı deprem, Emet bölgesini de yoğun etkilemiştir.

örenin iklimi: tam bir geçiş iklimi özelliklerini gösterir. Buna göre: kışlar sert ve soğuk, yazlar ise sıcak geçer. Baharda yağışlar başlar. Bunun sonucunda, ilçe topraklarının büyük bölümünün ormanlarla kaplı olduğu görülür.

Ekonomik etkinlikler: ülkemizin en geniş ve zengin “bor” madeni yatakları, buradadır. Ayrıca, zengin linyit yatakları da görülmektedir.

NE YENİR-NE İÇİLİR

Emet yöresine yolunuz düşer ve yerel lezzetlerden tatmak isterseniz: önerebileceklerim: peynirli pide, fırın kebabı. Ayrıca: tuzsuz keçi peynirinden yapılmış höşmerim deneyebilirsiniz. Ayrıca: bulabilirseniz, kızılcıktan yapılan ve halk arasında “eştana” olarak bilinen çorbadan da tatmanızı öneririm.

NE SATIN ALINIR

Emet yöresinde, keçi peyniri çok meşhur. Kendiniz veya yakınlarınız için satın alabilirsiniz.

KONAKLAMA

Öğretmenevi            Kapaklıca Mahallesi. PTT üstü           274-4612879

GEZİLECEK YERLER

Kütahya Emet Yeşil ve Kaynarca Kaplıcaları

YEŞİL VE KAYNARCA KAPLICALARI

İlçe merkezindedir.

İlçe merkezinde bu kaplıcaların bulunduğu bölge: 1993 yılında, Turizm Merkezi olarak ilan edilmiştir.

Kaplıcaların bulunduğu yerde: Belediye belgeli konaklama tesisleri bulunmaktadır. Ayrıca: kapalı havuz, açık havuz, Osmanlı hamamı, sauna, özel banyolar, botanik parkı, spor tesisleri ve bir de karavan parkı bulunuyor.

Kaplıca sularının şifalı geldiği düşünülen hastalıklar: her türlü romatizmal rahatsızlıklar, mide, bağırsak sistemi, karaciğer ve safra kesesi rahatsızlıklarıdır.

Kütahya Emet Dereli Kaplıcaları

DERELİ KAPLICALARI

Günlüce beldesine, 20 km. uzaklıktadır.

Kaplıca merkezinde: 3 havuz, hamam, özel banyolar ve muhtelif konaklama tesisleri bulunmaktadır.

Kütahya Emet Eğrigöz Kalesi

EĞRİGÖZ KALESİ- ROMA DÖNEMİ KALESİ

Eğrigöz bölgesindedir.

Söylenenlere göre, Romanya bölgesi kralı, Kazıklı Voyvoda: bir süre, buradaki zindanda esir tutulmuştur. 15’nci yüzyılda: Drakula olarak da anılan Eflak Prensi: 3. Vlad; 1461 yılında, Osmanlıya karşı isyan başlatır.

Cezalandırmak istediği k işileri, kazığa oturttuğu için, Türkler tarafından “Kazıklı Voyvoda” olarak isimlendirilmiştir. Hatta: kazığa geçirterek öldürdüğü kişilerin kanlarını fıçılarda toplatıp içmesi nedeniyle, vampir olarak da hakkında birçok efsane yaratılmıştır.

Kütahya Emet Eğrigöz Kalesi

Ancak, 1462 yılında, yani bir yıl sonra: esir edilerek, Eğrigöz kalesine hapsedilir. Vlad: bu kaledeki esir hayatında: Türkçe öğrenir, Türk giysileri giyer ve iki yıllık esaret hayatından sonra, buradan kaçmayı başarır.

Hatta: efsanelerde sözü edilen, Drakula’nın şeytanla anlaşmasının, burada yapıldığından  söz edilir. Dört bir tarafı uçurumlarla kaplı olduğu için kaçmanın imkansız olduğu düşünülen bu kaleden; sadece Drakula’nın kaçabildiği belirtiliyor.

Kütahya Emet Tahtalı Mesire Alanı

TAHTALI MESİRE ALANI

İlçe merkezine, 13 km. uzaklıktadır. Burada bir gölet var. Göletin çevresinde: günübirlik piknik yapmak için uygun ortamlar yaratılmış. Özellikle: Mayıs-Eylül dönemleri arasında, yerel halk, burayı yoğun olarak tercih etmektedir.

Kütahya Emet Tetik Yaylası

TETİK YAYLASI

İlçe merkezine 21 km. uzaklıktadır.

Yaylada: çam ağaçları ile kaplı, yemyeşil bir ortam var. Ayrıca: Orman İşletme Müdürlüğü tarafından kurulmuş dinlenme tesisleri var. Haziran-Eylül dönemi arasında, yöre insanı tarafından yoğun olarak kullanılıyor. Günübirlik piknik yapmak mümkün.

ZEYTİNO HANI

İlçe merkezindedir. Kurtuluş savaşında, Eskişehirli Zeytunoğullarından aldıkları borca karşılık: Emetliler  tarafından bu han: Eskişehirli Zeytinoğullarına verilmiştir. Taht kavgası için şehzade Korkut, burada öldürülmüştür.

Kütahya tanıtımı.

 

Kütahya Domaniç

Kütahya Domaniç; Yöre: Osmanlı imparatorluğunun kurulduğu topraklar olarak önem kazanmaktadır ve uzun süre “Hisarlık” olarak isimlendirilmiştir. Osmanlının yani ecdadımızın yerleşip yıllarca yaşadığı bu topraklar, gerçekten yemyeşil ve sizi burada muhteşem bir doğal güzellik bekliyor.

Kütahya Domaniç

ULAŞIM

Domaniç bağlı bulunduğu Kütahya il merkezine, 90 km. uzaklıktadır. Domaniç-Bozöyük arasındaki uzaklık: 55 km. Domaniç-İstanbul arasındaki uzaklık: 310 km. Domaniç-Bursa arasındaki uzaklık: 80 km. Domaniç-Kütahya arasındaki uzaklık: 80 km. Domaniç-Bilecik arasındaki uzaklık: 100 km. Domaniç-İzmir arasındaki uzaklık: 348 km. Domaniç-Ankara arasındaki uzaklık: 330 km. Domaniç-Eskişehir arasındaki uzaklık: 98 km.
Domaniç-Bursa/Yenişehir hava alanı arasındaki uzaklık: 64 km.

TARİHÇE

Yöredeki ilk yerleşimcilerin: MÖ.3000-2500 yıllarında buraya yerleştikleri anlaşılmış olup, bu durum, yüzey araştırmalarında bulunan seramik çanak-çömlek kalıntılarından teyit edilmiştir. Ayrıca: Roma ve ardından Bizans döneminde de, yerleşim etkinlikleri görülür. Özellikle: ilçe merkezinde, toprak altında, MS.2’nci yüzyıla tarihlenen bir Roma mezar yapısının bulunması, bölgedeki Roma yerleşiminin varlığını ortaya koymaktadır.

Takip eden Bizans sonrasında, Germiyanoğulları Beyliği, 13’ncü yüzyılda, bölgede egemen olur. Yörede, Türklerin ilk varlığı: 1230 yıllarında, I. Alaaddin Keykubat döneminde, Oğuzların Kayı boyundan bir kısım insanın yerleştirilmesiyle görülür. Hayme Ana ve oğlu Ertuğrul Gazi önderliğindeki Kayı boyu; uzun yıllar, burada yerleşik olarak yaşamışlardır. Hatta, Osmanlı devletinin kuruluşu, bu topraklar üzerinde gerçekleşmiştir.

Daha sonra ise, Osmanlılar görülür. Osmanlı döneminde, bölge toprakları, Ertuğrul Gazi’ye verilmiştir. Biraz önce söz ettiğim gibi, Ertuğrul Gazi önderliğindeki Kayı boyu, kendilerine yurtluk olarak verilen buraya geldikten sonra: dağların üzerine çöken dumana bakarak “Yeni yurdumuz duman içi, hayırlı olur inşallah” diyerek, yerleşim yerine “Dumaniçi” ismi verilmiş ve isim daha sonra değişerek, günümüze “Domaniç” olarak gelmiştir. Domaniç kelime anlamı ise: Ertuğrul Gazinin yanındakilerle birlikte ilk olarak konup yerleştikleri yer olarak bilinen dağın adı denilmektedir.

Osmanlı: kış aylarını Söğüt yöresinde geçirirken, yaz dönemini Domaniç yöresinde geçirirmiş. Hatta, önceleri buraya “Hisarköy” denilirken, sonradan Domaniç ismi verilmiştir.
1926 yılına gelindiğinde, büyük bir yangın ve Domaniç tamamen yanar. 1932 yılında Tavşanlı’ya bağlı yöre, 1960 yılında müstakil ilçe haline gelmiştir.

Kütahya Domaniç

GENEL

Yörenin denizden yüksekliği: 870 metredir.
Bölgenin coğrafi durumu, dağlar ve ormanlar şeklinde gelişmiştir. Bitki örtüsü, genellikle çam ve kayın ormanlarından oluşmaktadır. Hatta: yörenin hemen hemen tamamının, vasıfla çam, gürgen ve meşe ağaçları bulunan ormanlarla kaplı olduğu söylenebilir.

İlçe merkezine bağlı, Sefa köyü üzerindeki Dikili kayaya çıktığınızda: doğu yönüne bakın ve Domaniç yöresinin dağların arasında kaldığı görülür. Bu durum, yani dağların arasında kalan bu yerleşim görüntüsü: Orta Asya’daki Ergenekon bölgesinin görüntüsünü andırır.

Yörenin iklimi, karasal iklim özelliklerini göstermektedir.

İlçe halkının ekonomik etkinlikleri: Tunçbilek linyit kömür işletmelerinde çalışanlar ve Bursa-İnegöl ilçesindeki fabrikalarda mobilya işçisi olarak çalışanlardan oluşmaktadır. Bunun dışında, büyük çoğunluk, emekli olarak yaşamını burada sürdürmektedir. Çünkü, yukarıda belirttiğim gibi, arazi tarıma elverişli değildir. Bunların dışında, az sayıda: hayvancılık ve alabalık üretimi yapılmaktadır.

DUMLUPINAR ÜNİVERSİTESİ DOMANİÇ MESLEK YÜKSEK OKULU

1994 yılında açılmıştır. Okulda: 400 civarında öğrenci eğitim görmektedir.

HAYME ANA’YI ANMA TÖRENLERİ

Ertuğrul Gazinin annesidir. Her yıl, Eylül ayının ilk Pazar günü yapılan bu anma törenlerinde: çeşitli yarışmalar düzenlenmektedir. Bunun dışında, her yıl, Haziran ayının ilk Pazar günü ise, güreşler yapılmaktadır. Güreşler, Kırkpınar güreşlerinden sonra, ülkemizde düzenlenen ikinci büyük güreş organizasyonudur.

Hayme Anayı Anma ve Domaniç Şenlikleri: Çarşamba köyü yakınlarındaki tören alanında yapılır. Burada: Yörük çadırları kurulur ve cirit oyunu ile mehter gösterileri yapılır. İlaveten: konu ile ilgili konuşmalar ve paneller yapılarak, katılanların, Hayme ana ve kuruluş aşamasındaki Osmanlılar hakkında bilgi sahibi olmaları sağlanıyor. Son olarak ise, katılanlara etli pilav ve ayran ikram ediliyor.

GEZİLECEK YERLER

HAYME HATUN TÜRBESİ

İlçe merkezine bağlı, 10 km uzaklıktaki, Çarşamba köyündedir. Bu türbenin varlığı, bölgenin Osmanlının ilk yerleşim yeri olduğunun en büyük kanıtıdır. Türbenin sağ yanındaki bölüm türbeyi ziyaret eden kişiler için misafirhane, sol yandaki bölüm ise, medrese olarak yapılmış ve 1892-1928 yılları arasında medrese, daha sonraki dönemde ise, eğitmen yetiştiren bir okul olarak kullanılmıştır. 1948-1972 yılları arasında ise, bu yapının, ilkokul olarak kullanıldığı görülür.

Türbede çeşitli söylentiler yaşatılmaktadır. Sandukanın alt bölümünde bulunan kapaktan, zemin toprağı alınmakta ve bu toprak derdi olanlara deva olarak sunulmaktadır. Ayrıca, Hayme ananın beslediği söylenen geyiklerin, türbede bulunan boynuzları da, yıllardır, dertliler tarafından çentile çentile iyice küçülmüşlerdir. Evet, her ne kadar ziyaretgah olarak kullanılsa da, dertlerin en iyi çaresinin tıp yöntemlerinde aranması gerektiğini unutmamamız gerekir.

Hayme ana: Ertuğrul Gazinin annesi ve Osman Gazinin ninesidir. Süleyman Şahın eşi olduğu söylenir. Süleyman Şahın; Fırat nehrini geçerken atından düşerek boğulması sonucu, büyük olasılıkla, 12 yaşındaki oğlu Ertuğrul Gazi ile birlikte, aşiretin liderliğini eline almıştır. Bu dönemde, ilk olarak, Ankara’nın batısındaki Karacadağ yöresine yerleşmişler ve yine bu bölgedeki “Haymana” ilçesi, ismini, Hayme ana’dan almıştır. Hayme ana isminin kelime anlamı: çadır büyüğü demektir. Çünkü: Hayme kelimesi Arapçadır ve “çadır” anlamına gelmektedir.

Daha sonra, bu bölgeye gelerek yerleşen aşiret, Hayme Ananın önderliğinde büyüyüp hızla gelişmiş ve bu nedenle, Hayme Ana’ya “Devlet Ana” lakabı verilmiştir. Çünkü, 1250 yıllarında, aşiret lideri, Hayme Ana imiş. Daha sonra liderliği alan Ertuğrul Gazi, annesine hürmette kusur etmemiştir.

ÜÇ TEPELER MEVKİİ

Domaniç-Bilecik-Bozöyük sınırında bulunan bu bölgede: “acısu” olarak bilinen bir kaynak bulunmaktadır. Bu kaynağın suyunun şifalı olduğu söyleniyor ve yöre ve yakın çevre insanı tarafından, yoğun olarak kullanılıyor. Hatta: bu suyun kaynağına gittiğinizde, her zaman, uzun bidon kuyrukları görebilirsiniz. Bu bölgede, aynı zamanda, günübirlik piknik yapmak ta mümkündür.

Buraya yolunuz düşerse, hemen yakınlardaki “Kızın Sarayı” olarak isimlendirilen antik dönem kalıntılarını da görmelisiniz. Bu kalıntıların, Bizans ve Osmanlı dönemlerinde kullanılan: saray-kervansaray binası kalıntıları olduğu söyleniyor. Ancak, elbette yıkık durumda, yani net olarak görülebilecek bir şeyler yok.

ILICAKSU KÖYÜ

Bu ilçe merkezine bağlı köy, özellikle “alabalık çiftlikleri” ile önem kazanıyor. Burada, modern alabalık üretim çiftlikleri bulunuyor. Bunlar, ülkemiz çapında düşünüldüğünde, üçüncü büyüklüktedir. Üretilen alabalıkların büyük çoğunluğu, ülkemizin birçok restoranında, marketinde satışa veya servise sunuluyor.

MIZIK ÇAMI

İlçe merkezine 3 km. uzaklıktaki Domutköy içindedir.
Mızık çamı ise: Osmanlı devletini kuran Osman Gazi’nin; bebekliğinde ninesi Hayme Hatun tarafından, dallarına salıncak kurularak avutulduğu, tarihi bir ağaçtır.

Söylenenlere göre, Hayme hatun: torunları Osman ve onun oğlu Orhan’ı: bu çama kurduğu salıncakta, ninniler söyleyerek avuturmuş ve mızıklamamaları için böyle bir şey yaptığından, bu tarihi çam ağacına “mızık çamı” ismi verilmiştir. Bazı kaynaklarda, beşik çamı olarak da geçer. Evet, günümüzde bu çam ağacı, yöre halkı tarafından kutsal olarak kabul edilmektedir. Ancak: 1980 yılında, canlılığını kaybeden bu tarihi ağaç, 1988 yılında şiddetli bir rüzgar sonucunda, bulunduğu yerde yıkılmıştır.

Evet, 1986 yılında yapılan bilimsel araştırmalarda: 11 metre boyunda, 4.7 metre çevresinde, 1.5 metre çapındaki bu çam ağacının: muhtemel yaşının 1200 civarında olduğu söylenmiştir. Bunun üzerine anıt ağaç, 1988 yılında, tescil edilerek koruma altına alınmıştır. Günümüzde, yıkık durumdaki bu anıt ağacın çevresinde, park yapma ve ağaçlandırma çalışmaları sürdürülmektedir. Ağacın üzeri türbe şeklinde kapatılmış, yanları ise koruma çemberine alınmıştır.

EBE ÇAMLIĞI

Bir zamanlar, bozkır yani kıraç bölge olan burada, yöre halkının “ebe” diye çağırdığı ihtiyar bir kadın yaşarmış. Ebe kadına, bir gece rüyasında, “buraya ağaç dikmesi “ söylenmiştir. Bunun üzerine, ebe kadın, buraya ağaç dikmiş ve etrafını çevirmiştir. Zamanla, ağaçların bakımını ve sulamasını aksatmadan yapan ebe kadın, yörenin ağaçlarının büyüyüp gelişmesini sağlamıştır. Ancak, burada: ağaç kesen, ağaç koparan ve kozalak toplayanlara ilenirmiş. Evet, ebe kadın ölünce, bu bölge “Ebe çamlığı” olarak isimlendirilmeye başlanmıştır.

Ancak, yöre halkı: ebe kadının sağlığında ilenmesini düşünerek, yıllardır, burada ağaç kesmez, dal koparmaz ve kozalak toplamazmış. Hatta bunun aksine hareket edenlerin: evlerinin yanacağı ve yuvalarının bozulacağı rivayet edilmektedir. İlginç bir durum daha var, Domaniç dışından gelenler için böyle bir durumun olmadığı söylenir. Yani, yabancıların ağaç kesmesi, dal koparması, kozalak toplaması sorun yaratmıyormuş.

Burayı sonlandırmadan önce, bu bölge hakkında diğer bir söylentiden söz etmek istiyorum. Söylenenlere göre: Osmanlının ilk döneminde bu bölge çevresinin kapalı ve çam ağaçları ile kaplı olması nedeniyle, kadınların daha rahat doğum yapabilmeleri açısından “Doğum Hastanesi” olarak kullanıldığı ve bu yüzden “Ebe çamlığı” ismi verildiği de söylenmektedir.

SARIKIZ MESİRE YERİ

İlçe merkezine 5 km uzaklıktaki, Ilıcaksu köyündedir. Köy merkezinde, ilkokulun yanında, yerden çıkan su ile, burada suni bir gölet oluşmuştur. Bu yüzden gerek bu göletin yarattığı mavilik ve gerekse yeşillik nedeniyle yöre, çok tercih edilen bir piknik yeri konumundadır.
Sarıkız çevresinde birçok alabalık çiftliği var ve siz buraya yolunuz düşerse, mutlaka bu alabalık çiftliklerinde, kendinize alabalık ziyafeti çekmelisiniz.

Kütahya tanıtım yazısı.

Bozöyük tanıtım yazısı.

Bilecik tanıtım yazısı.

 

Kütahya Gediz

Kütahya Gediz

Gediz denilince ilk akla gelenler, 1900’lü yılların başında önce yangın ve 1970 yılında deprem ile büyük hasar gören ve yok olan bir yerleşim yeri. Evet, bunların diğer anlamı ise, ölüm ve hüzün. Özellikle son depremin ardından, yerleşim yeri terk edilir ve günümüzdeki “Yeni Gediz” kurulur, ancak ev kiralarının düşük olması nedeniyle, Eski Gediz de onarılarak günümüzde yaşanılır hale getirilir.

Yani: bölgede, iki Gediz yerleşimi bulunuyor. Gediz denildiğinde diğer akla gelenler, tarhana çorbası ve yörenin yeraltı özelliklerine uygun ortaya çıkan Termal kaplıca tesisleridir ki, bunlar yüzyıllardır yörede etkinlik sürdürmektedirler.

Gediz yöresine yolunuz düşerse: Eski Gediz bölgesinde, tarihi hissederek gezin, termal kaplıca tesislerine mutlaka zaman ayırın ve gidin, bu arada, tarhana çorbasının tadına bakmayı unutmayın.

ULAŞIM

Kütahya-Uşak-İzmir kara yolu güzergahı buradan geçmektedir. Gediz, bağlı bulunduğu Kütahya il merkezine, 98 km. uzaklıktadır. Gediz-Uşak arasındaki uzaklık: 57 km.

Kütahya Gediz

TARİH

Gediz, yöredeki en eski yerleşim yerlerinden birisidir. MÖ.1800-1200 yıllarında, burada yerleşim bulunduğu anlaşılmıştır. Höyüklerde yapılan yüzey araştırmaları, bu durumu kanıtlamaktadır.
Burada: Roma dönemde “Kadohnon” yani “Kadı” isimli ve kendi adına sikke basan bir şehir bulunuyormuş.

Yöre insanı, tarihi süreç içinde, özellikle: Çavdarhisar yöresindeki “Aızanoi” antik kendi insanlarıyla, ticari ve ekonomik bağlılıklar kurmuşlardır. Atina Olimpiyat oyunlarının küçük bir benzerinin, bu bölgede yapıldığı ve bunların yörede basılan sikkeler üzerinde “Sebatsa Omobomia” oyunları olarak resmedildiği görülmektedir.

Takip eden tarihi süreçte, Murat dağının eteklerinde bulunması nedeniyle, yöreye “Dindamos” isminin verildiği görülür. Bizans döneminde piskoposluk merkezi olan yerleşim: takip eden tarihi süreçte, Selçuklu ve Osmanlıların egemenliğine girmiştir.
1911 yılında, burada büyük bir yangın görülür. 1920 yılına gelindiğinde ise, bu kez, Yunan işgali görülür.

Abide olarak bilinen “Kocahan” bölgesinde, yapılan mücadelelerde, Yunanlılar büyük yenilgiye uğratılmışlardır. Daha sonra, bu çatışmalarda şehit düşen askerlerimiz için, burada bir anıt dikilmiş ve Kocahan ismi “Abide” olarak değiştirilmiştir.

Evet, Gediz ve tarihi denildiğinde, aslında pek fazla gerilere gitmeye gerek kalmıyor, çünkü yörenin tarihi geçmişindeki en büyük sarsıntı-olay, yakın zaman önce olan depremdir. 1970 yılındaki deprem sonucu, yöredeki evlerin büyük çoğunluğu yıkılmıştır.

Ardından gelen yeniden yapılaşmada ise, bu kez, yüksek konutlar yerine, bahçeli evlerin ağırlıkla yapıldığı görülür. Deprem sonucu, devlet tarafından, ülke dışına çalışmak üzere gönderilen Gedizlilerin büyük bölümü: daha sonraki dönemlerde kazançlarını birleştirerek, Gediz ilçesinde küçük ölçekli sanayi tesisleri kurarak, yörenin gelişimine büyük katkı sağlamışlardır.

GENEL

Yörenin denizden yüksekliği: 735 metredir. Yörenin en yüksek yeri ise, Murat dağıdır. Gediz nehri ve Porsuk çayı, bu dağın eteklerinden doğarlar. Murat dağı ile özdeşen Gediz, dağın geçit verdiği yer yerde bulunması nedeniyle, yüzyıllardır stratejik önemini korumuştur.

Yörenin iklimi: Ege ve İç Anadolu bölgeleri iklimleri arasında bir geçiş noktasındadır ve her ikisinin özelliklerini taşımaktadır.

GEDİZ TARHANASI

Gediz Belediyesi, ilçenin en önemli ürünü olan “tarhana” yı ülke genelinde tanıtmak ve markalandırmak için, “Geleneksel Gediz Tarhanası Festivali” düzenlemektedir. Festival sonucu yeterli tanıtım sağlanan tarhana, günümüzde, yılda 200 ton üretilmesine rağmen, talebi karşılayamamaktadır.

Evet, bu özel festival, her yıl Ağustos ayının ilk haftasında düzenlenir. Festivalde, tarhana ve yöresel lezzet olan sırık kebabı, konuklara tanıtılır ve konserler ile çeşitli eğlenceler düzenlenir.

EVLİYA ÇELEBİ’NİN GEDİZ HAKKINDA YAZDIKLARI

Gediz Murat dağı eteğinde bir ilçedir. Suyundan içen, vücudundaki bütün zararlı maddelerden kurtulur, yüzüne renk gelir ve suyuna girilip bir süre kalındığında, hararetten eser kalmaz. Günümüzdeki kaplıcaların, yıllar öncesine dayalı şifa özelliği burada ortaya konulmaktadır. Buradan yaylaya çıkıp, alabalık zevki ettik.

GAZANFER AĞA

Gediz yöresinde, bu şahsın ismini sık duyacaksınız. Çünkü: yöreye yaptırdığı anıtlarla ünlenen hayırsever biridir. II. Selim döneminde, Sarayda, Has odaya alınarak yetiştirilen bu Macar devşirmesi: Gediz yöresinde: 1587 yılında bir hamam, 1590 yılında bir cami yaptırmıştır. Cami için, 95 dükkan yaptırarak gelirlerini camiye vakfetmiştir. Ayrıca: Şaphane dağından, ilçe merkezine su getirtmiştir.

GEDİZ KÖMÜRÜ

Gediz denilince, kömürden söz etmemek olmaz. Çünkü: 1924 yılında bulanan, Göynük köyü çevresindeki kömür madeni, 1955 yılından itibaren yoğun olarak çıkarılmaya başlanır. 1980’li yıllarda, kömür ocaklarında, yaklaşık 2500 işçinin ve 700 taşıma kamyonunun çalıştığı görülür.

Ancak, büyük kentlerdeki hava kirliliği ve doğal gaz nedeniyle, linyit kömürü kullanımının azalması sonucu, 6 milyon tonluk rezerve sahip bu kömür ocaklarındaki üretim büyük oranda düşmüştür.

Günümüzde, burada, 800 civarında işçi çalışmakta, iki özel şirket tarafından işletilen kömür ocaklarında üretilen kömür: toprak ve kireç sanayi tesislerine pazarlanmaktadır.

GEDİZ MESLEK YÜKSEKOKULU

1993 tarihinde, Kütahya Dumlupınar Üniversitesine bağlı olarak kurulmuştur. Moda-Konfeksiyon ve Hazır giyim programı uygulanmaktadır.

Sümerbank’tan alınan, 418 dönümlük kampüs alanında faaliyetlerini sürdürmektedir. Burada, yaklaşık 1700 civarında öğrenci eğitim görmekte olup, okulun imkanları gayet elverişlidir.

NE SATIN ALINIR

İlçe merkezine bağlı Saruhanlar köyünde, geçmişi çok eski dönemlere dayanan bir el sanatı yapılıyor. Bu: tahta kaşık yapımıdır. Kaşığın ham maddesi: kayıncık yani gürgen ağacıdır. Bu kaşıklar, gerek yemek yapımında ve gerekse yöresel oyunlarda kullanılıyor. Siz de, arzunuza göre, bu tahta kaşıklardan satın alabilirsiniz.

NE YENİR-NE İÇİLİR

Gediz yöresine yolunuz düşer ve yerel lezzetlerden tatmak isterseniz: Gediz güveci ve Gediz tarhanası önerebilirim. Ayrıca, sırık kebabı da denenebilir. Bu yemek türü, güveçte olduğu gibi, erkeç yada oğlak etinden yapılıyor. Keçi, sırığa birkaç çivi yardımı ile takılıyor ve gerekli işlemler yapıldıktan sonra, kor halindeki ateşte pişiriliyor.

KONAKLAMA

Gediz Öğretmenevi Saygılar Mah.215.Sokak.No.17 274-4126641

GEZİLECEK YERLER

ESKİGEDİZ BELDESİ

Burada: tarihi hamam, su kemeri ve köprü görülmektedir. 1918 yılında yanan ve 1970 yılında depremde büyük hasar gören yerleşim yeri, depremin ardından terk edilmiştir. Ancak, yine de buraya yerleşenlerin gayretleriyle, çok geçmeden yöre, yeniden yaşanır hale getirilir ve 1988 yılında belde statüsüne kavuşur. 1992 yılında ise, Sit alanı ilan edilerek koruma altına alınır. 2008 yılında ise, Avrupa Tarihi Kentler Birliğine kabul edilir.

Evet, Eskigediz yöresi, günümüzde sahip olduğu arkeolojik ve doğal Sit alanlarıyla, müze kent görünümündedir.

Burada: 1970 yılındaki depremde ölen: 1086 kişinin anısına, Kaya Mahallesindeki park içinde; depremde ölenlerin isimlerinin yazılı bulunduğu bir panosu da bulunan bir anıt; 2007 yılında dikilmiştir. Bu mahalledeki evlerin şöyle bir anısı bulunmaktadır. Deprem sonrasında çıkan yangında, bu evlerle birlikte, çok sayıda depremzede, yanarak ölmüştür.

GAZANFERAĞA KÜLLİYESİ

Gazanferağa Camisi

Gazanfer ağa tarafından, 1590 yılında, mimar Süleyman Çavuş’a yaptırılmıştır. Büyük bir kubbe ile örtülü caminin yapımında, Antik Kadys bölgesinden getirilen sütunların kullanıldığı görülmektedir.

Yapı: 1970 yılındaki depremde yıkılmış ve Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından, aslına sadık kalınarak, 1994 yılında yeniden yapılmıştır.

Gazanferağa Hamamı

Gazanferağa tarafından, 1587 yılında yaptırılmıştır. Kadınlar ve erkekler için, iki ayrı bölüm bulunmaktadır. Yapının mermerleri: Antik Kadys şehrinden ve suyu ise, Kayacık bölgesinden getirilmiştir.

Yapı: cami gibi, 1970 yılındaki depremde ağır hasar görmüş ve ardından Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restore edilerek, yeniden hizmete açılmıştır.

SU KEMERLERİ

Gediz kayasının tam ortasındaki boğaz üzerinde görülen bu su kemerleri, kim tarafından ve ne zaman yapıldığı bilinmemektedir. Kemerlerin yapımında, moloz taş ve kesme taş kullanılmıştır. Evet, bu 3 gözlü su kemeri, Gediz ilçesinin en önemli tarihi anıtlarından birisidir.

Kütahya Gediz Murat Dağı Termal Turizm Merkezi

MURATDAĞI TERMAL TURİZM MERKEZİ

Antik dönemde: “Dindymon” yani “Ana tanrıça Kybele kutsal mekanı” anlamına gelen ismiyle anılan dağ: 1313 yılından itibaren, yöreyi ele geçiren Türkmen komutan Murat Gazinin ismiyle anılmaya başlamıştır.

Murat dağı: 2311 metre yükseklikte, Gediz, Porsuk ve Banaz çaylarının kaynaklarını barındırmaktadır. Ayrıca: 100 familyaya ait, 850 çeşit bitki yetişmekte ve bu çeşitliliği nedeniyle, bilim dünyasının ilgi merkezi olmaktadır. Özellikle: kardelen, orkide ve ağlayan gelin olarak da isimlendirilen ters lale ilgi çekmektedir.

Evet, bu doğal güzellik alanı: 1987 yılında, Termal Turizm Merkezi olarak, Bakanlar kurulu tarafından seçilmiştir. 2003 yılında ise, Türkiye Doğal Hayatı Koruma Vakfı tarafından “önemli bir bitki ve kuş alanı” olarak ilan edilmiştir.

Merkez: dağın, orman örtüsü ile kaplı, 1450 metre yükseklikteki bölümündedir. Gediz ilçe merkezine olan uzaklık: 30 km. dir.

Kaplıca bölgesinde bulunan, tarihi nitelikli 2 hamam yapısının, Germiyanoğulları Beyliği döneminde yapıldığı bilinmektedir. Bu yapılar: Kocahamam ve Hacıdana olarak isimlendirilmektedir. Ünlü gezgin Evliya Çelebi, yazıtlarında buradan övgü ile söz etmiştir.

Bunlarda kullanılan termal su kaynağı: dağın batı yamaçlarından çıkarak buraya aktarılmaktadır. Suyun sıcaklığı: 38-44 dereceler arasındadır. Yararlı geldiği düşünülen rahatsızlıklar ise şunlardır: deri hastalıkları, kadın hastalıkları, sinir ve kas rahatsızlıkları.

Burayı ziyaret etmek isterseniz: konaklama tesisleri var ve yeterli sayıdadır. Bu konaklama tesislerinin başlıcaları: 34 pansiyon (170 toplam yatak kapasiteli) ve Orman İşletme Müdürlüğü Misafirhanesi ve Kızılay Gençlik Kampıdır.

Kaplıca idaresine ulaşmak isterseniz: 274-4127496 numaralı telefonu arayabilirsiniz. Buraya gitmek isterseniz: yanınızda mutlaka kalın giysiler (geceleri serin oluyor) ve rahat ayakkabılar ile fotoğraf makinenizi almalısınız.

Kütahya Gediz Ilıcasu Termal Turizm Merkezi

ILICASU TERMAL TURİZM MERKEZİ

Burası, Bakanlar Kurulu tarafından, 1987 tarihinde, Termal Turizm Merkezi olarak ilan edilmiştir.
Kaplıca: Ilıca ırmağının aktığı vadisin güneyinde doğan sıcak su kaynakları çevresindedir. Gediz ilçe merkezine, 13 km. uzaklıkta, Simav yolu üzerindedir.

Tesislerin bulunduğu yer, denizden 750 metre yüksekliktedir. Su: 40 ile 85 derece arasında sıcaklıktadır ve suyun iyi geldiği söylenen rahatsızlıklar şunlardır: eklem ve kas hastalıkları, kadın hastalıkları, sinir hastalıkları, romatizma, deri hastalıkları, böbrek ve idrar yolu, sindirim sistemi rahatsızlıkları.

Burada konaklamak isterseniz, gerekli konaklama tesislerinin (2 yıldızlı otel var) bulunduğunu görebilirsiniz. Ayrıca: çağdaş anlayışa uygun tesisler, aquapark gibi eğlence mekanları da bulunmaktadır.

Özellikle: aquapark bölümü, açılır-kapanır özelliği nedeniyle yaz-kış aylarında da kullanılabilmektedir ve bölgenin en büyük eğlence tesisidir. Evet, bu güzellikleri yaşamak isterseniz: 274-4315200.

ABİDE KÖYÜ-ŞEHİTLER ANITI

Burada, Abide şehitliği bulunmaktadır. Çünkü: Dumlupınar bozgununa uğrayıp, İzmir tarafına kaçmaya başlayan bir Yunan askeri birliğiyle, bunları takip eden Türk süvari birliği arasında, Aksaklar köyü yakınlarında, 31 Ağustos 1922 günü meydana gelen çatışmalarda, 4 askerimiz şehit düşmüş ve bunların anısına bu anıt yapılmıştır.

Kütahya Gediz Aızonai

AIZONAİ

Ben, bölgenin en önemli ve günümüze kadar sağlam olarak ayakta gelebilmiş bu muhteşem antik şehrini: Çavdarhisar başlığı altında ayrıntılı olarak anlattım ki, siz oraya ulaşırsanız, şehir hakkında güzel bir gezi yazısı okuyabilirsiniz.

Ancak: bu muhteşem antik şehir, Gediz ilçe merkezine de sadece 30 km. uzaklıktadır. Yani, sizin yolunuz Gediz yöresine düşerse, mutlaka zaman ayırın ve bu muhteşem antik dönem şehrinin kalıntılarını görün.

Aızonai ayrıntılı tanıtımı ve gezi yazısına ulaşmak için.

Kütahya tanıtımı.