İspanya Sevilla Genel

İspanya Sevilla Genel

 

İspanya Sevilla Genel; Evet, Sevilla şehri: İspanya ülkesinde, İber yarımadasının güneybatı bölümünde, Endülüs özerk bölgesinin merkezi ve ayrıca en büyük şehridir.

Önce şehrin genel özelliklerinden söz etmek istiyorum.

Nüfus olarak: İspanya’nın dördüncü büyük şehridir.

Şehir, uzun yıllardır Katolik piskoposluk merkezidir.

Sevilla yeşillik ve özellikle portakal ağaçlarının yoğun olduğu bir şehirdir. Bir şey söylemeden geçmek istemiyorum “sokaklarda göreceğiniz portakal ağaçlarındaki portakalları sakın yemeyin, çünkü bunlar son derece ekşidir”

Şehir: Guadalquvir nehrinin kıyısındadır, daha doğrusu doğu yakasındadır.

Bu nehrin ismi uzun olduğundan her seferinde ismini yazmaktansa, nehir olarak söz etmek sanırım daha uygun olacaktır. Yani, yazı içinde nehir kelimesi kullandığımda, bu nehirden söz etmek istediğimi bilmelisiniz.

Bu nehir yüzlerce yıl öncesinden bölgenin yapısını etkileyen bir durumdadır. Romalılar bu nehre: “Betis” ve Araplar ise “Betik Vahd-Al-Khabir” ismini vermişlerdir. Yani, biraz önce söylediğim gibi, bu nehir, şehrin tarihinde önemli bir rol üstlenmiştir.

Şehir

Atlas okyanusundan 88 km. içeridedir. Başkent Madrid şehrinin 550 km. güneybatısındadır.

Yüzlerce yıl boyunca, farklı kültürel katmanların (Roma, Vizigot, Berberi, Gotik, Rönesans, Barok gibi) birbiri üzerine oturması nedeniyle, farklı tarihi alanlarda, farklı tarzlar oluşmuştur.

Ama yine de son derece derli-toplu görünür. Bu alanlar birbirlerine yürüme mesafesindedir.

Evet: Sevilla şehri, İspanya iç savaşının devam ettiği 1936-1939 yılları arasındaki süreçte, sürekli olarak milliyetçilerin elinde kaldığından ve bölgede çatışma yaşanmadığından, şehirdeki birçok mimari yapı ve anıt ayakta kalarak günümüze sağlam olarak ulaşmıştır.

FLAMENKO


İspanya Sevilla Genel;  şehrinin en önemli özelliklerinden birisi de Flamenko kültürüdür. Çünkü, şehir, Flamenko dansının merkezidir. Ama bunun yanında, yine şehre özgü bir dans türü olan “Sevillano” yine bu bölgede yaygındır.

Flamenko dansı Sevilla şehrinde izlenir. Ancak: Flamenko seyredeceğiniz mekanı dikkatli seçmeniz gerekiyor. Çünkü, birçok bar-taverna tarzı mekanda Flamenko gösterileri sergileniyor ve masanızda içkinizi yudumlarken, gösteriyi izleme imkanı buluyorsunuz.

Hatta: şehirdeki birçok Flamenko barı, giriş ücreti almazlar. İçkiye normalden biraz daha fazla ödemek suretiyle, girişi ücretsiz Flamenko barları bulmak mümkündür.

Ancak, İspanyollar gerçek Flamenko’nun böyle turistik hale getirilmesinden rahatsızdırlar. Ayrıca: Flamenko’yu sanat olarak yapan sanatçılar da, bu tür taverna-bar gibi yerlerde bulunmuyorlar.

Şehirde, Flamenko izleyebileceğiz yerler şunlar olabilir.


“Museo del Baile Flamenco” sanata adanmış ve her Cuma ve Cumartesi akşamları, ziyaretçilerine Flamenko dansları sunulan bir müzedir. Müze binası: 18’nci yüzyıldan kalmadır. Müzede: Flamenko sanat ve fotoğraf sergileri ve dans-gitar ve şarkı dersleri verilmektedir.

Flamenko izlemek isterseniz: “El Arenal” de düşünülebilir. Kültür Merkezi: gerçek Flamenko izlemek için en iyi noktalardan birisidir. Giriş ücretleri: öğrenciler ve çocuklar için 9 Euro, yetişkinler için: 13 Euro’dur.

Katedralin önünden kıvrılan “Alleyways” bölgesinde: Santa Maria la Blanca yakınlarında, Levies sokakta bulunan “La Carboneria” her gece, ücretsiz olarak Flamenko gösterileri sunmaktadır. Bence, tek adres burasıdır. Giriş ücretsizdir. İçecekler hesaplıdır. Gösteri: saat: 23.00 de başlıyor, 23.30 da kısa bir ara ve sonra yine başlayan gösteri, saat: 24.00’de biter.

Son olarak:

Şehirde Flamenko şovu izlemek isterseniz: “Casa de la Memorial de Al-Andulas” seçmelisiniz. Burası: Santa Cruz bölgesindeki bir kültür merkezidir ve çeşitli Flamenko yarışmalarında ödül kazanmış sanatçıları izlemek mümkündür.

Gösteriler: bir 18’nci yüzyıl Yahudi evinin arka bahçesinde yapılmaktadır. Konuklar için, sınırlı sayıda yer var ve gösteriler tiyatroda imiş gibi, sessizce izleniyor.

Fotoğraf: ancak gösterilerin sonunda, izin verildiğinde çekilebilmektedir. Bu gösterileri izleme ücreti, kişi başı 14 Euro’dur. Gitar, şarkı ve dansın ritim senfonisini bir arada yaşamak istiyorsanız, burayı tercih etmelisiniz.

 

SEVİLLA İNSANLARI


İspanya Sevilla Genel; Mitolojiye göre: tüm İspanyollar arasında, Endülüslüler hem en tutkunları ve hem de en tasasızlarıdır. Ancak, diğer Endülüs şehirleri gibi Sevilla’da, turizmden olumlu yönde etkilenmesinin yanında, çalışan bir şehir olarak bilinir.

Çünkü Endülüs bölgesinin başkentidir ve Güney İspanya’nın politik, idari ve hizmet merkezidir. Ayrıca, büyük bir Üniversiteye de sahiptir ki, bu üniversite şehrin kültürel yapısını büyük oranda etkiler.

Şehirde, gençler için başlıca yer: “Plaza del Salvador” meydanıdır. Gündüz saatlerinde de güzel olmasına rağmen, bu meydan esas olarak, her gece saat: 22.00’de dolar ve meydanda adım atacak yer bulunmaz.

Her milletten insan bulabileceğiniz meydanda, tanışmak için yanlarına gidip “hola” demeniz yetiyor. Bu arada: Sevilla şehrinde bildiğiniz gibi “İspanyolca” konuşuluyor ama diğer şehirlerdeki İspanyollar gibi, burada da, şehirliler “İngilizce” konuşmayı sevmiyorlar ve tercih etmiyorlar, kullanmıyorlar. Siz, bence birkaç kelime İspanyolca ve vücut dili kullanmalısınız.

Evet biraz önce söylediğim gibi, Sevillalı’lar, nehir kıyısında veya sokak ortalarında buluşurlar. Kısa sürede, köşe başlarında 100 kişi toplandığını görebilirsiniz.

Saat: gece yarısı 2-3’e kadar sokakta içki içilir ve sonra herkes kendi arkadaş gurubu ile kafasına göre bir bara veya diskoya gider. Zaten diskolar, her gece saat: 02.00’den sonra kalabalıklaşırlar.

Turistik olan restoran, bar ve diskolardan uzak durmak ve asıl İspanyol mekanlarına gitmek isterseniz: nehrin karşı tarafındaki “Triana” bölgesine gitmelisiniz. Çünkü, burası genelde çalışan kesimin oturduğu semttir. Asıl yerliler ile birlikte aynı tapas barlarına takılıp, aynı diskolara gidebilirsiniz.

 

HAVA DURUMU-SEVİLLA ŞEHRİNİ ZİYARET ZAMANI


Sevilla şehrine uygun bir mevsimde gitmeniz çok önemlidir.

Haziran-Eylül ayları arasındaki dönemde, sıcak güneş kendini gösterir. Hiç yağmur yağmaz. Temmuz-Ağustos ayları ise çok sıcaktır. Günlük sıcaklık 40 dereceyi geçer, gece ise 18 derece civarındadır.

İlk yağmurlar: Eylül sonu Ekim başında başlar. Kışın burayı ziyaret edecekseniz, gündüzün kazak ve akşam ceket yeterlidir.

Günlük sıcaklıkların aylara göre dağılımı şöyledir: Ocak:15-Şubat:18-Mart:21-Nisan:24-Mayıs:27-Haziran:32-Temmuz:36-Ağustos:38-Eylül:32-Ekim:26-Kasım:20-Aralık:16.

Sonuç olarak: Sevilla şehrine, özellikle Temmuz-Ağustos aylarında sakın gitmeyin, çünkü bir yandan sıcak öte yandan nem, insanı bunaltıyor.

Şehri en iyi ziyaret zamanı nedir?

Sevilla şehrini ziyaret etmek için en uygun zaman: İlkbahar dönemi ve özellikle “Nisan” ayıdır. Ama, şehri sakin bir zamanda ziyaret etmeyi düşünürseniz, bu kez “Nisan” ayında gitmemenizi öneririm.
Nisan ayı içinde, şehirde büyük kutlamalar gerçekleştirilir. Bu kutlamaların ilki: Semana Santa olarak bilinen “Kutsal Hafta” kutlamalarıdır. Ardından ise, Paskalya Pazarı kutlamaları yapılır.

Semana Santa kutlamalarında, nazarenos olarak isimlendirilen tövbekarlar: sivri başlıklı ve engizisyon cüppeli kıyafetleriyle, gece-gündüz mahalleler arasında dolaşırlar.

Bu bir haftalık kutlamaların ardından, şehirde “Feria de Abril” olarak isimlendirilen “Nisan Fuarı” düzenlenir. Bu fuar: şehir merkezinde, nehrin karşı kıyısında, bu amaç için ayrılmış olan fuar alanında gerçekleştirilir. Fırfırlı Flamenko elbiseleri giymiş kadınlar, toplu halde fuar alanına giderler. Siz de bu dönemde şehri ziyaret ediyorsanız, fuar alanına mutlaka gitmelisiniz.

 

ULAŞIM


İspanya Sevilla Genel; Evet, gelelim şehre ulaşmaya. Elbette şehre ulaşmanın çeşitli yolları var. Havayolu, tiren yolu ve karayolu.

 

SEVİLLA ULUSLAR ARASI HAVAALANI


Sevilla havaalanı, orta ölçekli bir havaalanıdır. Şehir merkezine, 25-30 dakika uzaklıktadır. Havaalanı ile şehir merkezi arasında, bir otobüs servisi bulunuyor. “Especial Aeropuerto” isimli bu otobüs servisi: havayolu ile şehre gelen ziyaretçilerin, 2.40 Euro’ya şehir merkezine ulaşımını sağlıyor.

Ama taksi kullanmak isterseniz, bunun maliyeti de, yaklaşık 18-21 Euro arasındadır. Ama, taksiler fazla bagajlar için 1-2 Euro fazladan talep edebilirler.

 

TREN ULAŞIMI


Sevilla şehrinde “Santa Justa” tren istasyonu var. Bu istasyon, şehir merkezinin doğu ucundadır. 1991 yılında tamamlanan istasyondan, hızlı trenler de hareket ediyorlar ve muhteşem bir hızla giden bu trenler İspanya ülkesinin birçok yerine kısa sürede ulaşımı sağlıyorlar.

Örneğin, bu hızlı trenler ile: Sevilla-Cordoba arasındaki uzaklık, 1 saatte alınabiliyor. Sevilla-Madrid arasındaki uzaklık ise, 3 saat civarındadır. Ancak, normal trenleri tercih ederseniz ki, bunlar da nispeten konforludur, Sevilla-Barselona arasındaki yolu, 11 saat civarında alabilirsiniz.

Sizler, yani ülkemizden bu şehri ziyarete gidecek ziyaretçiler, doğrudan uçak olmadığından büyük olasılıkla, İspanya’nın başka bir şehrine gidecek ve oradan, tren veya otobüs ile Sevilla şehrine ulaşacaksınız ki tren öneririm.

 

OTOBÜS ULAŞIMI

İspanya Sevilla Genel; İspanya ülkesinde, otobüs servisleri, inanılmaz dakik ve konforludur. Otobüsler düzenli olarak çalışacak şekilde planlanırlar.

Şehirde: nehir kıyısındaki “Plaza de Armas” bölgesinde otogar bulunuyor. Diğer otogar ise; Üniversite yakınlarında Santa Cruz semtinde “Prado de San Sebastian” otogarıdır.

Son olarak: Sevilla şehriyle birkaç şehir arasındaki otobüs yolculuklarının ne kadar zaman aldığından söz etmek istiyorum.

Sevilla-El Rocio arasındaki yolculuk: yaklaşık 35-50 dakika sürmektedir. Sevilla-Cordoba arasındaki yolculuk: 2 saat sürer. Sevilla-Granada arasındaki yolculuk: 3 saat ve Sevilla-Malaga arasındaki yolculuk: 1 saat civarında sürer.

Sevilla şehrinin yakınlardaki diğer şehirlere olan uzaklığını kilometre olarak da vermek istiyorum. Çünkü: araba kiralayarak buraya ulaşmak isteyenler olabilir.

Sevilla-Huelva arasındaki uzaklık; 91 km. Sevilla-Cadiz arasındaki uzaklık: 123 km. Sevilla-Malaga arasındaki uzaklık: 209 km. Sevilla-Cordoba arasındaki uzaklık: 143 km. Sevilla-Osasuna arasındaki uzaklık: 92 km. Sevilla-Carmona arasındaki uzaklık: 32 km. Sevilla-Camas arasındaki uzaklık: 5 km. Sevilla-Granada arasındaki uzaklık: 259 km. Sevilla-Almeria arasındaki uzaklık: 409 km. Sevilla-Estepa arasındaki uzaklık: 112 km.

İspanya Sevilla Genel

ŞEHİR İÇİ ULAŞIM

Sevilla, yürüyerek keşfetmek için ideal bir yerdir. Tarihi merkez: büyük oranda yayaların yürüyüşü için ayrılan, ideal dar ve dolambaçlı sokaklardan oluşur. Bu sokakları ve geçitleri dolaşmak, şehri tanımanın en iyi yoludur. Ama tek seçenek değildir. Sevilla şehrinde ulaşım için çeşitli alternatifler vardır.

OTOBÜS

Sevilla şehri, büyük bir toplu taşıma sistemine sahiptir. Otobüsler sık çalışır. Ancak, akşam saat 23.00’de normal seferler biter ve gece otobüsleri çalışmaya başlar. Gece otobüsleri, gece saat: 02.00’ye kadar çalışırlar, ancak farklı güzergahlar kullanırlar.

Otobüsler için: şehir içindeki bir çok haber standında satılan otobüs biniş kartı ( bu kartın ismi: Bonobus ) satın alabilirsiniz. Doldurulabilir özellik taşıyan bu kartlar, (depozito) 1.5 Euro dur ve her bir otobüs binişi: 1.30 Euro’dur.

Turistlere yönelik olarak kullanılan: 3 günlük sınırsız seyahat imkanı sunan kart için 10 Euro ödemeniz gerekir.

Evet, şehrin tarihi merkezine ulaşmanın en hızlı ve etkili yolu, otobüstür.

 

METRO

Sevilla şehir metrosu; 2009 yılında hizmete girmiştir. Metro şehir içinde, 18 km. boyunca, ters “U” şeklinde dolanıyor. Metro: her gün saat: 06.30 ile 23.00 arasında çalışmaktadır. Cuma ve Cumartesi günleri ise, metro, gece saat: 02.00’ye kadar çalışmaktadır.

Ancak özellikle akşam saatlerinde metro istasyonlarında gasp olaylarına karşı tedbirli olmanızı öneririm. Özellikle sakin istasyonlar tehlikelidir.
Metro biletleri: her biniş için 1.30 Euro’dur.

 

TAKSİ

Şehir içinde, taksilere kolayca ulaşabilirsiniz. Çoğu kişi, hız ve rahatlık için, geceleri taksi kullanmayı tercih ederler. Taksilerin tepesinde lisans numarası yazılıdır.
Evet, şehirde, merkezdeki cadde ve meydanlarda rahatlıkla taksi bulabilirsiniz. Ayrıca, otelde iseniz telefon ile de taksi çağırılabilir.

 

BİLETLER

İspanya Sevilla Genel; Şehir içi ulaşım araçlarını kullanmak için, toplu taşıma kartı türü kartlar da satın alabilirsiniz.

Örneğin: “Sevilla Kart” olabilir. Bu kart ile birlikte, bir de Sevilla şehir haritası verilmektedir. Bu kart: 1 günlük 50 Euro, 2 günlük 60 Euro ve 3 günlük 65 Euro’dur.

Bu kartı: turizm ofislerinden, havaalanı, tren istasyonu, seyahat acenteleri, ulusal ve uluslar arası tur operatörlerinden satın alabilirsiniz.

Bu fiyatları görünce şaşırmamak mümkün değil. Ama: bu kart ile: Real Alcazar’da rehberli gezi, gezi otobüslerinde sınırsız kullanım, tekne gezintisi, müze ve anıtlar için ücretsiz giriş, toplu taşıma araçlarında (tramvay hariç) sınırsız kullanım ücretsizdir.

Ayrıca, yine bu kart: gerek yetişkinler ve gerekse çocuklar için, şehir içindeki çeşitli restoranlar, dükkanlar, gösteri ve eğlence merkezlerinde önemli indirimler sağlamaktadır. Yani, en geniş kapsamlı kart budur.

 

BİSİKLET

Sevilla şehrinde, şehir gezisi için en uygun yollardan birisi de bisiklet kiralamaktır. Çünkü: şehrin her yerinde, otomatik bisiklet kiralama sistemi bulunmaktadır. Günlük: 10 Euro ödeyerek herhangi bir bisiklet kiralayabilirsiniz.

Eğer yalnızca 1 saat bisiklet kullanacaksanız: 1 Euro ödemelisiniz. Fazladan kullandığınız her saat için: ilaveten 2 Euro ödemeniz gerekir.

Evet, Sevilla bisiklet severler için bir cennettir. Çünkü: bisiklet yolları, tüm şehri kaplıyor.

İspanya Sevilla Genel

TARİHİ

Sevilla şehri: MÖ.2’nci yüzyılda, Romalılar tarafından inşa edilmiştir.

Bu dönemde, şehir “Baetica” eyaletinin bir şehri, yani “Hispalis” olarak bilinmektedir. Öte yandan, efsaneye göre: Sevilla şehri “Hercules” tarafından kurulmuş ve kökeni “Tartessian” medeniyetine kadar gitmektedir.

461 yılında, Romalılar zayıflayınca, şehir, Vandallar ve Vizigotlar tarafından ele geçirilir.

711 yılında ise: bu kez, bölgede Müslüman orduları görülür. Kuzey Afrikadan gelen Endülüs Emevileri şehri alırlar.
Bu dönemde: gerek Abbasi hanedanı ve gerekse Murabit ve Muvahhid dönemlerinde, şehir, bir ticaret ve kültür merkezi haline gelir. Muvahhidler döneminde, başkent olarak seçilir.

1248 yılına gelindiğinde: şehir, Kastilya kralı Fernando III tarafından ele geçirilir. Çünkü: Kastilya kraliçesi İsabella ile Aragonlu Ferdinand evlendiğinde: o döneme kadar dağınık durumda olan krallıklar birleştirilir, İspanyollar tüm topraklarını geri alırlar.

Bölgede:

Müslüman yönetimine son verilince, çok sayıda Magripli ve Yahudi, şehirden sürülürler. Bu durum: şehir ekonomisine büyük darbe vurur.

Takip eden süreçte ise: Kristof Kolomb, İspanya kraliçesi İsabella’dan aldığı destek ile, yola çıkıp Hindistan’a varmak yerine tesadüfen Amerika kıtasını bulur. Yeni kıtadan taşınan tüm zenginliklerin İspanya’ya akıtılmasında Sevilla çok önemli bir merkez ve zengin bir liman kenti olur.

İspanya ve Yeni Dünya arasındaki ticareti düzenlemek üzere, 1503 yılında, şehirde, Ticaret Odası kurulur. Bu durum, yaklaşık 200 yıl boyunca devam eder. Şehirdeki darphanede, Yeni Dünyadan gelen altın ve gümüş kullanılarak, bol miktarda para basılır.

1588 yılında, şehir 150 binlere varan nüfusu ile, İspanya ülkesinin en kalabalık ve zengin şehirlerinden biri olarak önem kazanır.

Ancak, bu zenginlik uzun sürmez. Çünkü, bu zenginlik, sömürgelerden sağlanan kazançlara dayanmaktadır. Sömürge imparatorluğu: 17’nci yüzyılda sarsılmaya başlayınca, ticarette gerileme görülür. Ancak, yine de kültürel yapı gelişimini sürdürür.

İspanyolların övünç kaynağı olan; ressam Velazquez, Zurbaran, Murillo ve heykeltıraş Montanes ve şair Herrera gibi sanatçılar, bu şehirden yetişirler. Hatta: Cervantes isimli yazarın, tüm dünyada en fazla okur tarafından okunan eseri olan “Don Kişot” u, Sevilla hapishanesinde tasarladığı bilinmektedir.

18’nci yüzyıla gelindiğinde: şehirde, sınırlı ekonomik kalkınma sağlanır.

19’ncu yüzyıldaki Fransız istilası, devrimler ve iç savaş: tüm gelişimleri durdurur. 1847 yılında ilk kez yapılan “Nisan Panayırı”, 1929 yılında yapılan “İber-Amerika sergisi” sonucu, şehirde yeniden canlanma yaşanır. Liman genişler, sanayi ve ticaret yatırımları artar. Özellikle: 1992 yılında, şehirde düzenlenen “Expo 92” dünya fuarı: şehirdeki alt yapının tamamen düzenlenmesini ve restore edilmesini sağlayarak, gelişimin hızlanmasını sağlamıştır.

EĞLENCE-GECE HAYATI


Sevilla şehrinde çok sayıda bar bulunmaktadır. Katedral çevresinde: ideal ve sessiz barlar ve kafeteryalar bulunmaktadır.

Özellikle: yaz aylarında “Isla Cartuja” bölgesine gidip, İspanyol gece hayatını görebilirsiniz. Çünkü, burada çok sayıda açık hava diskoteği bulunuyor. Özellikle yaz günlerinde aşırı sıcak nedeniyle kapalı yerlere girmek mümkün değildir.

Santa Cruz semti ve Argote de Molina sokağı: gecenin ilk saatlerindeki eğlenceler için önerilir.

Betis ve Yonca sokakları: buralarda gece boyunca çeşitli etkinlikler düzenlenen bar ve diskolar bulunur.

Julio Cesar ve Adriano sokakları: buralarda da eğlencenin doruğa çıktığı bar ve kulüpler bulunmaktadır.

Evet, diğer eğlence mekanları şunlardır

Los Gallos


Plaza de Santa Cruz bölgesindedir. Flamenko dünyasının yıldızlarını burada görebilirsiniz.

Tablaos de Flamenko


Flamenko gösterilerinin ağırlıklı olduğu bir mekandır.

El Patio Sevillano


Paseo de Cristobal Colon bölgesindedir. Burada: Flamenko, klasik İspanyol dansı, İspanyolca şarkı ve bölgesel dans gösterileri izleyebilirsiniz.

 

NE SATIN ALINIR


Sevilla şehrinde: çok güzel eserler bulabilirsiniz. Özellikle: tabak ve İspanyol fayansları satın alabilirsiniz. Ayrıca: el sanatları, giyim, deri eşyalar, hediyelikler vb. satın alabilirsiniz. Gerek kendiniz ve gerekse yakınlarınız için hediyelik olarak: birçok alternatif bulunuyor.

Uygun fiyatlı hediyelik eşya satın almanız için önerebileceğim yer: San Esteban kilisesinin hemen yanında bulunan mekandır. Burada: yöreye özgü magnet ve anahtarlıkların fiyatları, 1.5 ile 2 Euro arasında değişmektedir.

Triana:

Burası, seramik pazarıdır. Burada bulunan satıcılardan, otantik fayans satın alabilirsiniz. Ayrıca: özel tasarım plakalar ve karolar da olabilir. Çünkü: bu bölgede çok sayıda fayans fabrikası bulunmaktadır. Bu bölgede, yani nehrin öte yanında: birkaç butik alanı da bulunuyor.

La Campana ve Tetuan ve Sierpes bölgelerinin çevrelerindeki tarihi merkezlerin sokaklarında bulup satın alabileceğiniz ürünler: seramik, gitar, Flamenko kostümleri, nakışlar.

Özellikle: Noel döneminde, şehir tam bir alışveriş yeri haline gelir, birçok fuarlar düzenlenir.

Bunun dışında: şehirde, tüm büyük uluslar arası ve İspanyol giyim markaları (örneğin: şehirde Zara’nın dört mağazası bulunmaktadır) bulup satın alabilirsiniz.

Katedral çevresindeki, Santa Cruz alanındaki dolambaçlı sokaklar ve geçitlerde: İspanyolca ve Endülüs temalı “t-şört” ve küçük kız çocukları için, ucuz “Flamenko elbiseleri” bulup satın alabilirsiniz.

Corte İngles, İspanya’da, Amerikan tarzı giysi satan mağazalar zinciridir.

Tüm bunların yanında, ikinci el bit pazarı görmek isterseniz: Plaza del Duque ve Plaza de la Magdalena bölgelerindeki açık hava pazarlarına gitmelisiniz. Buralarda: deri giysiler, takılar vs. bulabilirsiniz.

Şehrin geleneksel açık hava alışveriş pazarı ise, Perşembe günleri “Feria” sokakta kurulur. Eğer antika meraklısı iseniz, burada antika eşya bulup satın alabilirsiniz.

Diğer alışveriş mekanları olarak ise: özellikle “Cabeza del Rey Don Pedro” caddesi ve bitişik sokaklarında, antika dükkanları ve çağdaş sanat resimleri satılan galeriler bulmak mümkündür. Antika fuarı: her yıl, yılda bir kez olmak üzere “Plaza de Armas” tren istasyonunun yanında düzenleniyormuş.

 

ALIŞVERİŞ YERLERİ

Bershka


Genç nesil arasında popülerdir.

 

Toro de Fuego


Hernando Colon bölgesindedir. Burada: çok sayıda ve zevkli “t-şört” bulup satın alabilirsiniz. Bunların baskı ve kumaş kalitesi yüksektir. Fiyatlar ise, muhtemelen 15-16 Euro civarındadır.

Blanco


İspanya ve Avrupa’daki genç kadınlar için popülerdir. Trendy ve özgür tasarımları, renkli ve rahat kıyafetleri: uygun fiyatlıdır.

El Corte İngles


Plaza del Duque bölgesindedir. Ana binada, giyim ağırlıklı birkaç kat bulunuyor. Tarihi merkezin dışında ise, Nervion Plaza var. Bu mağaza zincirinde fiyatlar, pek uygun sayılmaz.

Massimo Dutti


Erkek ve kadın moda giyim mağazalar zinciridir. Tasarımları resmi ama oldukça şık ve kentsel, kozmopolit detayları ile mükemmel kumaşlar kullanılmaktadır.

Alışveriş denilince: şehirdeki birkaç süpermarketten de söz etmek istiyorum. Ancak, bunların “Pazar” günleri kapalı bulunduğunu unutmayın.

Mas ve Dia


Bu iki popüler market: El Corte İngles içindedir. Burada: birçok şeyi, ucuz fiyatla bulup satın alabilirsiniz. Ayrıca: Dia markette: bir sürü, kendine ait indirimli markaların ürünlerini bulmak mümkündür.

 

Torre Sevilla AVM-Centro Comercial Bonito

Alışveriş merkezinden ayrı, binanın 19 katını kaplayan bir otel var. Açık hava alışveriş merkezidir. Dikkat burada Prime Mark mağazası bulunuyor.

 

Lagoh Sevilla:

Çok büyük bir alışveriş merkezidir. Zara ve HM gibi büyük markaların mağazaları, süper büyük bir Prime Mark var. Primor kozmetik ve parfüm mağazası var. Ancak satılan parfümler orijinal değilmiş. Her türden dükkan, her türlü yiyecek yiyebileceğiniz restoran ve tüm alışveriş merkezini çevreleyen bir göl var. İskele tipi teras bulunuyor.

 

El Duque, Sierpes, Tetuan:

Burası bir yaya bölgesidir. Büyük moda ve aksesuar markalarının yerleri, Sevilla şehir merkezindedir. Alışveriş merkezi: kuyumcular, büyük ulusal ve uluslararası mağazalar, estetik ve güzellik mağazaları, Mango, Zara, HM, Stradivarius, Mary Puz, Calzedonia, Bershka, Massimo Dutti, Sephora, Yves Rocher gibi kozmetik ve telefon satış mağazaları var.

 

Nervion, Triano, Los Remedios:

Nervion: Merkeze tramvay ve metro ile bağlantılıdır İhtiyacınız olan her şeyi bulabileceğiniz çok uluslu büyük markalara ve alışveriş merkezlerine sahiptir. Mağazalar: Luis Montoto ve Lus de Morales gibi caddelerde yoğunlaşır. 

Triana: Seramikler ve Triana pazarının lezzetleri bulunur.

Los Remedios: Bu semtte, özellikle yayalara ayrılmış, Calle Asuncion da birçok moda ve aksesuar mağazası vardır. Ayrıca mobilya ve dekor ürünleri satılmaktadır. 

 

İspanya Sevilla Genel

NE YENİR-NE İÇİLİR


Sevilla şehrinde, musluk suyu kullanılabilmektedir. En başta bunu belirttikten sonra, gelelim, şehrin en önemli yiyecek kültürüne.

Sevilla şehrinde “tapas” iyi bilinir ve hatta tapas’ın doğduğu yer olarak bilinir. Tabii bunun sonucunda, bu şehirde, yüzlerce tapas çeşidi bulmak mümkündür.

Tapas’ın yanında ekmek verilmiyor. Kraker benzeri bir yiyecek gelebilir, fakat onun içinde ayrı para ödemeniz gerekir. Kişi başına ortalama 2-3 Euro ödeyerek lezzetli bir tapas yiyebilirsiniz.

Şehir merkezinde, katedral çevresinde, birçok harika tapas yiyebileceğiniz yerler bulunmaktadır. Bunun dışında: güzel tapas yemeniz için önerebileceğim yerler: Plaza Cristo de Burgos bölgesinde bulunan “Taberna Coloniales” dir.

Bölümleri büyük ve yiyecekleri çok iyi olan bu mekan, rahat bir yerdir. Buraya yolunuz düşerse, ev yapımı tatlılardan tatmayı unutmayın.
Yine tapas yenebilecek güzel yerlere öneriler:

Santa Cruz bölgesinde: Buralarda, çok sayıda lezzetli tapas bulabileceğiniz yerler var. Örnek olarak: Bar Giralda, Modesto, Las Terasa, Casa Robles.

Triana bölgesinde: El Kiosco de las Flores, Bodeguita Sanlucar de, Casa Cuesta olabilir.

Santa Catalina bölgesinde: El Rinconcillo, El Bacalao, Quitapesares.

Favori tapas türleri ise şunlardır


1. Tortilla espanola-patatesli omlet,
2. Pulpo gallgeo-ahtapot galiçya,
3. Aceıtunas-zeytinli,
4. Patatas bravas-baharatlı patates,
5. Quesso manchego-koyun sütü peynirli.

Castilleja ve yakınındaki kasabada ise: tortes, kek, tatlılar ve özellikle ekmek tatlısı, pestinos ve ganotes gibi ev yapımı tatlılar bulup tadabilirsiniz.

 

YEMEK KÜLTÜRÜ-YEMEK MEKANLARI


Sevilla şehrinin en ünlü yemekleri: Flamenko yumurta, börekler, sote, enginar, Fried-Balık dolmasıdır.

Tatlı olarak ise: özellikle şehir manastırında yapılmış enfes tatlıları tatmanızı öneririm. San Laendro bölgesinde: şekerlendirilmiş yumurta sarısı tatlısı deneyin.

Evet, Sevilla şehrinin tipik yemeklerini tatmak için en uygun yer: tarihi merkez ve nehrin öte yanı, Triana bölgesidir.

Eğer sıcak yaz aylarında Sevilla şehrine giderseniz: çok lezzetli ve serinletici “Gazpacho” yani “ağırlıklı olarak domates ile yapılan soğuk çorba” tatmanızı özellikle öneririm.

 

NE İÇİLİR

Sangria:

Tarihi 2000 yıl önce, Romalılar İber yarımadasından geçtiler ve yol boyunca üzüm bağları diktiler. O zamanlar su içmek için güvensiz kabul edildiğinden, herhangi bir bakteriyi öldürmek için alkolle takviye edilmesi yaygındı.

İlk Sangria, muhtemelen şarap, su, bitki ve baharat karışımlarıyla sulandırılmıştır. Günümüz Sangriasında ise, genellikle meyve ve diğer alkolleri içeren bir şarap kokteylidir. Ancak karmaşık bir içecektir ve birçok insan içinde ne olması gerektiği konusunda farklı fikirler üretirler.

 

Cerveza-Bira

Damıtılmış alkollü bir içecektir. Arpa taneleri veya fermente edilmiş nişasta içeren diğer tahıllardan yapılır. Maya ile sudan ibarettir. Genellikle sarı altın renginde, siyaha ve kırmızımsı kahverengiye kadar değişik tonlarda, kehribar rengine sahiptir. Alkol derecesi, yüzde 3-9 arasındadır.

RESTORANLAR


Sevillalılar büyük restoranların müdavimleri değildirler. Yine de şehirde, tüm İspanyol Endülüs spesiyallerinin sunulduğu restoranlar bulabilirsiniz.

Arenal bölgesinde: kızarmış balık mekanları bulunuyor.

Şehirdeki restoranların mutfakları, genellikle akşam saat: 20.30’dan önce açılmazlar. Yani, yemek saatinizi buna göre ayarlamalısınız.

Yemek mekanları hakkındaki önerilerim

Rodilla


Öğle yemeği için burayı önerebilirim. Çünkü, burada tapas tipinde sandviçler var. Bu sandviç yanında, taze sıkılmış meyve suları ve harika kahve “Con Leche” tadabilirsiniz. Evet, Rodilla: ucuz ve aynı zamanda büyük bir seçenek olabilir.

Los Coloniales


Şehirdeki en ünlü restoranlardan biridir ve mutlaka gitmenizi öneririm.

El Cordobes


Alcazar yakınlarındaki “Santa Maria La Balanca” sokağındadır. İspanyanın en kaliteli yemeklerini, burada makul bir fiyata tadabilirsiniz. Özellikle: günün menüsünü (Menu del Dia) ve paella ve tortillo denemelisiniz.

Kafeler-Pastaneler

Sevilla şehrinde, birçok kafe ve pastane bulunuyor.
Katedralin karşısında: lezzetli çikolata ve kahve bulabileceğiniz “Cafe de İndias” bulunuyor. Burası: bir kahve dükkanıdır.

Caddedeki pastanede ise, çikolata satılıyor.

Evet: Cafe de İndias, Starbucks ve diğer bayilikler: şehrin son zamanlarında sayılarını arttırmışlardır.

Ama yöreye has, zincir dışında bir kahve dükkanı arıyorsanız: Calle Sierpes sonundaki “La Campana” önerebilirim.

Santa Maria la Blanca caddesinde, çok hoş kafeler bulabilirsiniz. Bu cadde üzerinde, aynı zamanda bir şeyler yemek için uygun yerler de var ki, ben örneğin: külahta balık, churro, paella yemenizi öneririm. Bu cadde, gerçekten her bütçeye uygun yani uygun fiyatlı mekanlar içeriyor.

Evet, tüm bunların yanında, bir şeyler içmek isterseniz

Cerveceria la İnternacional


Burası: Plaza Nueva bölgesine bir dakika yürüyüş uzaklığında, Calle Barcelona’dadır. İspanya’nın en iyi “bira” dükkanıdır. Burada: 250’den fazla bira türü ve harika tapaslar tadabilirsiniz.

BARLAR


Tüm kentin sokaklarında, çeşitli lezzetleri tadabileceğiniz barlar bulunmaktadır. Bu barlarda, her türlü tapas bulabileceğiniz gibi, buraya has bir şarap türü olan “Rıoja” tadabilirsiniz.

Pedelquivir ve El Faro de Triano bölgelerinde, nehir kıyısında, güzel manzaralı barlar bulunmaktadır.

Yonca bölgesinde: yaz aylarında çok canlı açık hava barlar dizisi bulabilirsiniz.
Triana, Betis ve bunlara yakın sokaklarda: yine nehir manzaralı barlar görebilirsiniz.
La Macarena bölgesinde de birçok bar var.

 

ŞEHİRDE KUTLANAN FESTİVALLER


Endülüs bölgesinde tutku ile festivaller düzenlenmektedir. Sevilla şehri de, bu bölgenin başkenti olarak, en önemli kutlamalardan bazılarına ev sahipliği yapmaktadır.

Semena Santa (Paskalya Haftası)


Şehrin en ünlü kutlamasıdır. İlk olarak, 14’ncü yüzyılda kutlanmaya başlamıştır. Kutlamalar 7 gün sürer ve 57 tarikat kutlamalara katılır.

Paskalya sırasında: gerek Sevilla şehrinde ve gerekse İspanya’nın diğer birçok şehir ve kasabasında yapılan sokak geçit törenlerinde: bir “nazareno” ile karşılaşabilirsiniz.

Bunlar: kafalarına kukuleta takarlar ve cüppe giyerler. Bu kıyafetleri üzerine: İsa’nın çarmıha gerildiği sahneler görülen desenler vardır. Ayakları çıplaktır.

Kendilerine bando eşlik eder. Taşıdıkları “pasos” denilen tabut sehpası, zengin süslemeler ile süslenir. Ayrıca: ellerinde “bakire Meryem” heykelleri taşırlar. Böyle bir törene rastlayan yabancı ziyaretçiler, öncelikle ürkerler ve korkarlar.

Ancak, unutmamak gerekir ki, bu bir gelenektir ve uzun yıllardır sürdürülmektedir. Yazının başında da belirttiğim gibi, 14’ncü yüzyıldan bu yana sürdürülmektedir.

Evet, özellikle Amerika’daki “Ku Klax” klanından kopyalanan bu kostümler; bir anlamda, katılan şahısların Engizisyon kimliklerini saklamakta kullanılır.

Hatta çoğu kez, paçavralar içinde, çıplak ayaklı, insan boyundaki haçları taşıyan, zincire vurulmuş ve tövbekar olarak isimlendirilen bu insanların tören kıyafetleri ve hareket tarzları gerçekten korkunçtur.

Ama, biraz önce söylediğim gibi, bu törenler, şehirdeki erkekler, kadınlar ve hatta çocukların katıldığı bir mahalle etkinliğidir.


Biraz da bu geçit törenlerinin yapılışından söz etmek istiyorum:

Geçit törenlerine katılanlar, kendi yerel kiliselerinden-katedrale kadar olan yolda, sokak ve caddeleri takip ederler. Ancak, kiliseleri, katedrale ne kadar uzaksa, yürüyüş o kadar uzun sürer ve bazen 12 saate kadar sürdüğü bile görülür.

Bu yürüyüş sırasında, özellikle “tabut sehpaları” çok ağır olabilmektedir. Bu yüzden, taşıyıcılar sürekli değişir ve ağırlığı dengelemek için, sallanarak yürürler.

Tören yürüyüşü ve katılanlar her ne kadar korkutucu olsalar da, özellikle haftanın zirvesi olan “Aziz Cuma” sabahında, tam bir kutlama havası hakim olur.

Törenin en haşmetli bölümü ise, bu Cuma günü öncesinde, Perşembe günü yapılır. Biraz önce söylediğim gibi, törenin zirve anı: Cuma günü, saat: 18.00 civarında, katedrale ulaşılan andır.

Bu anda: mücevherlerle süslü elbiseler içinde, çiçeklerle süslenmiş ve mumlarla aydınlatılmış tabut sehpası üzerinde taşınan “Bakire Meryem” görüldüğünde, törene katılanlar muhteşem etkilenirler, evet inanılmaz bir mistik ortam yaratılıyor.

Eğer bu geçit törenini izlemek isterseniz, törene hürmeten “şort” ve “tişört” giymemeniz istenir. Turizm ofisleri “hermandad alayı” olarak isimlendirilen tören geçit alayının rotasını ve zaman çizelgesini, her şehir ve kasaba için ayrı ayrı yayınlar.

Feria de Abril (Nisan Fuarı)

Sevilla şehrinde portakal ağaçları çiçeklendiğinde kutlamalar başlar. Fuar, ilk olarak bir tarım ve hayvancılık fuarı olarak 19’ncu yüzyıl ortalarında kutlanmaya başlamıştır. Esas amacı: Endülüs bölgesinin kırsal kesimindeki bir kutlamadır.

Kutlamalar sırasında; şehir ışıklandırılır, küçük fenerler tanzim edilir. Şehrin erkekleri: renkli elbiseler, kısa ceketler ve botlar giyerler. Şehrin kadınları ise, yine yöresel kıyafetler giyerler.

İspanya Sevilla Genel

KISA BİR ŞEHİR TURU İÇİN ÖNCELİK ÖNERİLERİM

Şehirde, elbette kalacağınız zaman önemli ama, bence durumunuz uygunsa yürüyerek veya bisiklet kiralayarak gezmenizi öneririm.

Katedralin bulunduğu “Avenida de la Constitucion” bitiminde bulunan “Plaza Nueva” ve “Plaza de San Fransısco” bölgeleri, Sevilla şehrinin en canlı yerleridir. Şehir hayatını görmek isterseniz, bu meydanlara zaman ayırmalısınız.

Hatta: “La Macerana” meydanındaki Parlamento binasının önündeki çimlere, siz de Sevillalılar gibi bir süre oturup mola verebilirsiniz.

Triana köprüsünden geçin, ama eşsiz mimariye sahip “Alamillo” yu da mutlaka görün. Triana bölgesinde: “Betic” caddesinde mutlaka bir tur atın.

Eski şehir yani tarihi merkez bölümünde. “Plaza Alfaffa” meydanı mutlaka hoşunuza gidecektir. Oradan katedrale dönmeye çalışırken ara sokaklara dalın ve kaybolun.

“Alameda de Hercules” bölgesini gezin.

Sevilla gezilecek yerler için yazım.

 

İspanya Ronda

İspanya Ronda

Malaga şehrine bağlı bir kasabadır. Malaga Ronda arasındaki uzaklık, araba ile 1.5 saattir.

Endülüs bölgesinin en çok ziyaret edilen 3’ncü şehridir.

İspanya’nın en çok ziyaret edilen, beyaz Endülüs kasabalarından biridir. Nüfusu yaklaşık 34 bin kişidir.

Yüksek kayalık bir vadi üstünde kurulmuş olan ve tarih kokan bir yerdir. Kasaba Ronda dağlarında, 723 metre yükseklikte kurulmuştur. Yıl boyunca, kıyıdan daha soğuk bir iklime sahiptir.

Guadiaro nehrinin bir kolu olan Grande nehrinin bulunduğu derin bir vadi (El Tajo de Ronda) ile bölünmüş iki tepe üzerinde yer almaktadır.

Tarihi şehir bölgesi ve farklı mimarisiyle, kesinlikle görülmesi gereken yerlerin başında gelir.

Amerikalı sanatçılar Ernest Hemingway ve Orson Welles, birçok yaz dönemini Rondo’da geçirmişlerdir. Her ikisi de Ronda’nın güzelliği ve ünlü boğa güreşi gelenekleri hakkında yazılar yazmıştır. Böylece Rondo’nın zaman içinde popülitesine katkıda bulunmuşlardır.

 

Tarihi

İspanya’nın en eski şehirlerinden birisidir.

711 yılında Moors tarafından fetih edilince, Rondo tüm bölgeyi kontrol eden bir şehir haline gelir.

Roma ve Vizigot binalarının yerini, Müslüman camileri ve binaları alır.

Arap hamamları, Mondragon Sarayı gibi birçok önemli yapı inşa edilirken, surlar, yüzyıllar boyunca geliştirilip güçlendirilir.

Daha sonra, Cordoba Halifeliğinin düşmesiyle, şehir, Ronda’nın eski mahallesindeki mevcut İslami anıtsal mirasın büyük bir kısmının yaratılacağı, bağımsız bir krallık olan Ronda’nın Taifası oldu.

Uzun bir kuşatmanın ardından, su yatakları işgal edilerek şehir susuz bırakıldı ve 22 Mayıs 1485 tarihinde Katolikler (Katolik hükümdarlar Ferdinand ve Isabella) şehri ele geçirdi ve İslami dönem bitti.

Fetihten sonra İslami yapıların üzerine, yeni unsurlar inşa edildi, camiler kiliseye dönüştürüldü.

1570 yılında bir ayaklanmadan sonra Moors, şehirden kovuldu ve Ronda tamamen Hıristiyan kasabası oldu.

18’nci yüzyılda şehrin sembolü olan, Puente Nuevo (Yeni köprü) ve arena inşa edildi.

 

GEZİLECEK YERLER

İspanya Ronda

Plaza de Toros de Ronda-Ronda Kraliyet Süvarileri Arenası

Kral II Felibe, 1573 yılında Ronda’da sürücü eğitimini geliştirdi ve böylece atların gerekli yönetimi sağlandı. Burada kurulan birim, şehirde Orta Çağdan beri, İspanya’da geleneksel olduğu gibi boğalarla beceri oyunları da dahil olmak üzere, binicilik egzersizleri için bir alan ayrıldı.

Endülüs boğa güreşleri için inşa edilen, en eski arenadır ve halen kullanımdadır. Burada yılda bir kez boğa güreşi düzenleniyor.

Yörede boğa güreşinin yükselmesi, Tagus of Ronda üzerindeki büyük yeni köprünün mimarı Martin de Aldehuela tarafından 1784 yılında arenanın açılmasıyla arttı. İnşaat altı yıl sürdü. Yapı: anıtsal bir planla kumtaşından tasarlandı. Mimari tasarımın asaleti, çift revak galerisi ve açık sıraların çıkarılması öne çıktı. Meydan dairesel şekildedir.

66 metre çapındadır. 136 Toskana sütunu bulunur. 6000 seyirci kapasitelidir. Seyircilerin göremediği, koltuk sıralarının altında bekleyen boğalar ve atlar için kafes kutular var.

Ancak, arena, açıldıktan bir süre sonra o yılki boğa güreşi etkinliği, tribünlerin kısmen çökmesine neden olmuş ve bu da yapının 1785 yılında tamamlanana kadar onarım için geçici olarak kapatılmasına neden olmuştur.

18’nci yüzyılda, yaya boğa güreşleri, boğayla oynanan oyunlarda şövalyelerin yerini aldığında, Ronda’da Romero ailesi ortaya çıktı ve üç nesil boyunca ilk kez en eşsiz boğa güreşçilerini bir araya getirdi.

Ama özellikle Pedro Romero (1754-1839) öne çıktı. Kendisi, 5000 den fazla boğayı öldürdükten sonra emekli oldu. Kişiliği, cesareti, becerisi ve estetik duygusuyla toplamsal saygı kazandı.

Dikkat burayı ziyaret ederseniz, her yere giriş ücretlidir ve boğa güreşleri arenasına gitmenizi önermiyorum. Çünkü verilen ücrete değmez. Sadece müze bölümü çok güzel. Müze bölümünde Pablo Picasso’nun bazı eserleri sergileniyor.

 

La Casa del Rey Moro

18’nci yüzyılda inşa edilmiştir.

Yapı, Ronda’nın Magribi dönemine ait gerçek ve önemli kalıntıyı bünyesinde barındırıyor. (Su madeni) 14’ncü yüzyılda Ronda sürekli olarak Granada’nın Moors’u ile Sevilla’nın Hıristiyanları arasındaki çatışmalarda, sık sık kuşatıldı ve kuşatan her ordunun ilk hedefi su kaynağıydı.

İddiaya göre, Hıristiyan esirleri köle işçi olarak kullanan Ronda’nın Mağribi kralı Abomelik, aşağıdaki Guadelevin nehrinden su getirilmesini sağlamak için, geçidin taş duvarlarına basamakların kesilmesini emretti. Bir sır olarak tasarlanmış olsa da oldukça açık olmalı, çünkü Hıristiyanlar arasında “Ronda’nın su tulumları taşırken ölürsünüz” yaygın bir bilgiydi.

Yıkılan merdivenler 1911 yılında restore edildi. Başlangıçta 365 basamak vardı. Bugün gizemli bir şekilde, 300’den az vardır. Bu dolu bir su tulumu olmadan bile, çıkılması oldukça zor bir merdivendir.

Basamaklar: en önemlisi Sala de Secretos (Sırlar Odası) olmak üzere çeşitli odadan geçer. İsim, karanlık işler ve gizli ayinler hakkında ürkütücü düşünceler çağrıştırıyor, ancak gerçek böyle değildir. Duvara yakın, ancak odanın zıt uçlarında duran iki kişi, birbiriyle mükemmel bir şekilde konuşabiliyor. Ancak sözleri ortada duran hiç kimse tarafından tamamen duyulmuyor.

Sonunda, sonsuz gibi gelen bir yürüyüşten sonra, son kapıya ulaşılır ve ziyaretçi vadinin dibinde bozulmamış bir ortamı görür. Ronda şehrinin trafiğinin sesleri biter ve duyulabilen tek şey kuşların cıvıltısı ve suyun sesidir.

60 metre derinliktedir.

206 basamaklı bir merdivenden inilince, oldukça güzel bir bahçe ve tavus kuşları görülebilir.

Magribi tarzı bahçeler, daha da yenidir.1912 yılında Fransız bahçıvan Jean Claude Forestier tarafından tasarlanmıştır.

Ancak merdivenler son derece tehlikelidir. Özellikle çıkışta aşırı zahmetlidir. Bu arada, merdiven basamaklarının düzensiz, ara sıra nemli ve birçok yerin kötü aydınlatılmış olduğunu da unutmamak gerekir.

Ernest Hemingway “Çanlar kimin için çalıyor” isimli eserinde, bu köprüden ilham almıştır. Romanda, İspanya iç savaşının başlarında, Milliyetçi sempatizanların infazı anlatılıyor. Cumhuriyetçiler, Milliyetçileri, bir Endülüs köyündeki uçurumdan atarak öldürürler. Hemingway romanda, Ronda’da El Tajo kayalıklarında meydana gelen cinayetlerden etkilenmiştir.

 

KÖPRÜLER

Tajo kanyonu üstünde, 3 köprü bulunmaktadır. Hepsi de şehrin en etkileyici özelliklerinden bazılarıdır. Bunlar:

1-Puente Romana (Roma Köprüsü): Köprünün temeli Roma dönemine dayanır. Ancak Arap döneminde yeniden inşa edilmiştir ve bu yüzden “Puente Araba” yani “Arap köprüsü” olarak bilinir.

2-Puente Viejo (Eski köprü): Puente San Miguel olarak da bilinir.

3-Kanyon boyunca uzanan Puente Nuevo (Yeni Köprü): Bu köprünü inşasına 1751 yılında başlanır ve 1793 yılında tamamlanır. Bu yüzden Nuevo yani Yeni köprü denilmiştir. Köprü, kanyon tabanından 120 metre yüksektedir. Köprülerin en uzunudur.

İspanya Ronda

Puente Viejo-Köprü

Ronda merkezindeki bu köprü, kesinlikle ziyaret edilmeye değerdir.

Guadelevin nehrini oluşturan geçit üzerindeki, üç köprüden birisidir.

Buradan, Ronda’nın eski kısımlarının duvarları boyunca güzel bir yürüyüş yapabilirsiniz.

Evet, köprü ilk olarak 17’nci yüzyılda inşa edilmiştir.

Yeni köprü ise, 18’nci yüzyıl yapımıdır.

Yapılma nedeni: eski İslam Medinası (şehrin eski bölümü) ile Katolik Ferdinand’ın Mayıs 1485 yılında, şehrin fetih edilmesinden sonra ortaya çıkan ve şimdi Padre Jesus mahallesi olarak bilinen yeni kasaba ile rahat bir şekilde iletişim kurabilmekti.

Ayrıca, basamaklı bir yokuştan geçerek, Arap hamamına ve Arap köprüsüne çıkılır.

Guadelevin nehrinin sellerinden, farklı zamanlarda hasar gören veya yıkılan köprü, farklı zamanlarda yeniden inşa veya restore edilmiştir.

Son olarak 1960 yılında yapılan restorasyon ile günümüzdeki görünümüne kavuşmuştur.

Köprü, tek kemerli olup, 31 metre yüksekliktedir.

Sonuç, mutlaka görün, ancak çok fazla güvenlik bariyeri ve korkuluk olmadığı için dikkatli olmanızı öneririm.

 

Puento Nuevo (Yeni Köprü)

Yeni köprü, Plaza de Toros de la Real Maestranza de Caballeria de Ronda ile birlikte, şehrin sembolü ve ruhunu oluşturur. Köprünün yapımı için iki proje vardı. 1735 yılında ilki, 35 metre yüksekliğinde bir kemerden oluşan ve çalışmaları sadece 8 ay süren, ancak 6 yıl sonra çökerek, yaklaşık 50 kişinin ölmesine neden olduğu için başarısız sayılan V. Felibe dönemi köprüsüdür.

Birkaç yıl sonra, 1751 yılında yeni bir çalışma başlar ve Mayıs 1793 tarihinde Ronda’daki Kraliyet Mayıs Bayramı kutlamalarına denk gelecek şekilde tamamlanır. Mimar Jose Martin de Aldehuela başkanlığındaki çalışmalarla: kesme taşlar üzerine 98 metre büyüklükteki yeni köprü yapılır. Böylece modern mahalle ve eski mahalle birleştirilir.

 

Plaza del Socorro

Yeni Ronda merkezindedir.

Ronda şehrinin en ikonik bölgelerinden biridir.

Merkezde: 1956 yılı yapımı Socorro of Ronda kilisesi ve meydanın çevresinde, ona canlı bir hava katan çeşitli barlar ve restoranlar bulunuyor.

 

Mondragon Sarayı

Marques de Villasierra Sarayı olarak da bilinir. Şehirdeki en önemli sivil anıttır.

Efsaneye göre, 14’ncü yüzyılda Fas Sultanı Abul Asan’ın oğlu, büyük kral Abbel Malik veya Abomelic’in ikametgahı olarak yaptırılmıştır.

Abomelic’in ölümünden birkaç yıl sonra, son Müslüman vali Hamet el Zengri’nin de bu sarayda ikamet ettiği bilinmektedir.

Hıristiyanlık dönemi; sarayın en önemli işlerinin yapıldığı dönemdir.

1569 yılında, Felibe II tarafından, Kaptan Don Melchor de Mohdragon’a hediye edilmiştir.

Ancak günümüzde binanın içinde Magribi dönemine ait hiçbir şey kalmamıştır.

Binanın cephesi, orijinal özellikleri ve çarpıcı detayları nedeniyle, belki de tüm Ronda’nın en ilginç ve mimari açıdan önemli yeridir.

Olağanüstü Mudejar kasetli tavanıyla, sarayın “Soylu Salonu” özel olarak anılmayı hak ediyor.

Günümüzde “Ronda Müzesi” buradadır.

 

Santa Maria La Mayor Kilisesi

Bölgede yapılan arkeolojik araştırmalara göre, bu kilise MS 5’nci yüzyıldan kalmadır. Erken dönem Hıristiyanlık bazilikası kalıntılarının çok yakınındadır. Aynı yerde, Medine yani eski Müslüman şehir yerleşiminin en büyük camisi İslami yönetim sırasında inşa edilmiştir. Bu camiden günümüze sadece mihrabın kemeri ve sunağın arkasına gizlenmiş süslemeli duvarın bir parçası gelmiştir.

Caminin yerine, Katolik hükümdarlar, şehrin fetih edilmesinden sonra, 1485 yılında yapımına başlanan ve ancak 17’nci yüzyıl sonunda bitirilen bir mabet yaptırmışlardır.

1580 depreminde bu yeni yapılan yapının bir kısmı yıkılmıştır. Ceviz ve sedir ağacından yapılmış, iki katlı zarif bir koro görülüyor.

İspanya San Sebastian Genel

 

İspanya San Sebastian Genel

2016 yılında Avrupa Kültür Başkenti olarak seçilen şehir: orta ölçekli bir şehirdir. Oldukça pahalıdır. Nüfus: 186.000 kişidir. İspanya’nın Fransa sınırında (sınıra sadece 20 km uzaklıktadır) Atlantik Okyanusu kıyılarındadır.

Şehrin bulunduğu “Biskaya” körfezi Atlantik Okyanusunun en derin olduğu körfezlerden birisidir. Bu derinlik yüzünden, burada okyanus hırçındır ve pek tekin olduğu söylenemez ve deniz genellikle hırçın ve dalgalıdır. Ama gün ağarıp sular çekildiğinde, muhteşem ve tertemiz plajlar ortaya çıkar.

II. Dünya savaşına katılmadığından, savaştan kaçan Fransız zenginler sayesinde, şehir kalkınmıştır.

Şehir: Bask özerk topluluğunu oluşturan 3 şehirden biridir. Özellikle futbol takip edenler, bu şehirdeki “Real Sociedad” takımını tanırlar.

1980’li yıllarda, yerel örgütler, burada yerel özgürlük için büyük mücadeleler vermişler ve çatışmalar yaşanmıştır.

Şehir: Fransa sınırına 30 km uzaklıkta, İber yarımadasının kuzeydoğu bölümündedir. Şehrin özellikle plajları popülerdir. Bunlar: “Ondarrate” ve “Concha” ile körfezin merkezinde bulunan Santa Clara adası plajlarıdır. Şehir merkezinde diğer önemli bir plaj da “Zurriola” dır.

Burası, dünya çapında ünlü bir sörf merkezidir. Gel-git olaylarının yaşandığı kıyı bölgelerinde, sular çekildikten sonra büyük alanlar ortaya çıkmaktadır.

Öte yandan, burası Avrupa’nın en önemli film festivallerinden birine de ev sahipliği yapmaktadır.

Şehirde: birçok yer yürüyerek gezilebilir, ayrıca bisiklet şeritleri kullanılarak bisiklete binilebilir.

 

TARİHİ

Bölgede ilk yerleşimin Roma döneminde “Valduli” isimli bir şehir olduğu düşünülüyor. Bu Roma şehri, mevcut şehrin 10 km doğusundadır. 1014 yılında: Hernani isimli San Sebastian Manastırının: bu bölgede elma suyu için kendi elma bahçelerini kurduğu bilinir.

1200 yılında, şehir: Kastilya kralı Alfonso tarafından ele geçirilir. 1265 yılında, şehrin bölgenin önemli bir liman kenti olduğu anlaşılır.

15. Yüzyıl başlarında, şehrin çevresi basit inşaat duvarları ile çevrilidir. 1489 yılında, büyük bir yangın şehri harap eder. 1521 yılında, İspanya ve Fransa arasındaki savaşlarda: şehirdeki Navarre krallığı, İspanyol yardımı alır ve sınır anlaşmazlıkları nedeniyle, özel bir statü alır.

17. Yüzyılda şehir yeniden inşa edilir. Ancak 1721 yılında şehir Fransızlar tarafından işgal edilir. 1728 yılında, şehirde Amerika ile ticaretin geliştirildiği görülür. 1808 yılında Napolyon, İngilizlerle yapılan Yarımada savaşı sonunda şehri işgal eder.

Evet tüm bu yıkıcı olaylardan sonra, şehrin imarı Gogorza tarafından yapılan imar planının kabul edilmesinin ardından geliştirilir ve modern, sekizgen taslak uygulanan proje gerçekleştirilir.

 

PARA BİRİMİ

Şehirde “Euro” kullanılmaktadır.

 

DİL

Şehirde: İspanyolca ve Bask dili resmi dil olarak kullanılmaktadır. Yani, genel olarak bu şehirde İngilizce bilen pek kişiye rastlanmaz ve özellikle sizlere önerim, bu şehirde İspanyolcayı pek tercih etmemenizdir, çünkü bunlar daha öncede sözünü ettiğim gibi Bask milliyetçisi ve özellikle Bask dilini kullanmayı tercih ediyorlar.

 

İKLİM

Burada genellikle yüksek nem oranı, sık bulutlar ve yıl boyunca yoğun yağış görülür. En sıcak ay “Ağustos” ayıdır ve ortalama sıcaklık 20 derecedir. En soğuk ay ise “Ocak” ayıdır ve ortalama sıcaklık 7.9 derecedir.

Şehir Okyanus kıyısında olduğundan, yağmur yağarken, aynı anda fırtına olması da muhtemeldir ve bu yüzden, yağmur yağarken yerel halkın şemsiye kullanmadığını, çünkü şemsiyelerin fırtınada parçalandığını görebilirsiniz.

Öte yandan, buranın iklimi de pek istikrarlıdır denilemez, çünkü: güneş varken, bir anda yağmur yağdığı görülür ve özellikle geceleri serindir. Özellikle kışın Atlantik okyanusu azgınlığı ile buranın iklimini etkiler ve buz gibi bir hava hakim olur.

Sonuç olarak, burayı ziyaret etmek istiyorsanız en uygun dönem: Temmuz-Ağustos aylarıdır. Çünkü kışlar çok yağışlı geçer. Hatta en ideal ziyaret ayı “Eylül” dür. Temmuz ayında, deniz suyu sıcaklığı yüksektir.

İspanya San Sebastian Genel

ULAŞIM

Şehrin diğer şehirlere uzaklığı şöyledir. Bilbao 102 km. Madrid 451 km ve Barselona 565 km. dir. THY ile İstanbul-Bilbao uçuşlarını kullanarak buraya ulaşabilirsiniz. Bilbao-San Sebastian arasındaki yolculuk otobüsle yaklaşık 70 dakika sürüyor.

San Sebastian havaalanı: Bidosoa nehri halici üzerinde, Bidasoa ilçesinde şehir merkezinin 22 km kuzeydoğusundadır. Havaalanı ile şehir merkezi arasındaki otobüsleri kullanmak isterseniz, tekli bilet 1.65 euro, aktarmalı bilet ise 2.35 eurodur.

 

ALIŞVERİŞ

Şehirde ilginç butikler ve fantastik ayakkabı mağazaları bulunmaktadır. Ama özellikle kadın giysi ve ayakkabıları yoğundur. Şehirdeki birçok alışveriş mekanı “Cineplex” denilen alışveriş merkezindedir. Yalnız unutmamak gerekir ki, bu şehir çok pahalıdır, yani sadece gezin, eğlenin derim. Alışveriş zor.

 

GECE HAYATI

Şehirde 3 ana gece hayatı alanı bulunmaktadır. Ama bunlardan en popüler olanı “Old Town” bölgesidir. Burada: gün boyu, özellikle “txikiteros” (bir tür şarap, aşağıda ayrıntılı anlatacağım) içilebilen barlar bulunmaktadır.

Buen Pastor katedrali arkasında “Calle Reyes Catalicos” denilen yerde: modern barlar ve müzik mekanları bulunur. Buranın sokakları, özellikle 20. Yüzyılın sonlarında farklı atmosferleri olan barları ile ilgi çekmektedir.

Gece hayatının yoğun olduğu son yer “Gros” ilçesidir. Burası: şehrin doğusunda, özellikle spor tutkunları için tercih edilen bir yerdir. Burada: özgün butikler ve spor malzemesi satan dükkanlar bulunur. Aynı zamanda birçok sanat galerisi de görülür.

Ama, buranın en büyük özelliklerinden bir diğeri, biraz önce sözünü ettiğim gibi gece hayatıdır. Burada sayısız “pintxo” barları bulunur ve özellikle yerel halk, burayı popüler bir eğlence merkezi olarak tercih ederler.

NE YENİR-NE İÇİLİR

Bask mutfağı, İspanya’da büyük ün kazanmıştır ve öte yandan uluslar arası gıda eleştirmenleri tarafından da onaylanmaktadır. Şehirde, metre kare başına düşen “Michelin” yıldızı bir hayli fazladır. Paris dışında, üç yıldızlı en fazla restoran bu şehirdedir.

Özellikle: Old Town bölgesinde “Parte Vieja” denilen yer: çok sayıda barları ve bunlarda sunulan küçük aperatifler ile ünlüdür.

Evet, bu şehirde: rakipsiz bir yerel mutfak kültürü vardır. Nefis lokma büyüklüğündeki “pintxos” yani Bask tarzı tapas muhteşem lezzetlidir.

Bu: baget etmek dilimleri arasına her türlü deniz ürünü ve domuz etinin konulması ile hazırlanır ve sopalarla yenilir. Bunu, içki yanında tercih ediyorlar ve genellikle yerel halk, gece eğlencesinde, her bara uğrayarak bir-iki pintxos yemeyi tercih ediyorlar, yani bir bara oturup ta birçok pintxos yemek tercih edilmiyor.

Öte yandan, deniz ürünlerini sevenler için, bunların muhteşem lezzetler olduğunu hatırlatmam gerek. Zaten, şehirde bir de “Aşçılık Okulu” bulunuyor. Bu mutfak okulu ve araştırma enstitüsü: şef Ferran Adrian başkanlığındaki danışma kurulu tarafından işletiliyor ve 4 yıllık lisans eğitimi yanında, gastronomi meraklıları ve profesyonel aşçılar için geçici ve sürekli eğitimler de verilebiliyor.

Bunların haricinde yine bölgeye özgü yemek önerileri isterseniz: “marmitako” olabilir. Orkinos ve patates ile yapılan bir tür güveç, gayet doyurucudur. “Txangurro” ise bir tür soslu, pişmiş örümcek yengecidir. “Bacalao al pil pil” ise sarımsak, zeytinyağı ve sıcak biber ile yapılan morina balığı yemeğidir.

Evet, nerede yenir derseniz: Oditoryum ve kongre merkezi yanında, Zurriola plajının yanındaki “Ni Neu” tercih edilebilir. Ayrıca, şehrin dünyaca ünlü gurme restoranı “Arzak” düşünülebilir. Ancak, Arzak, bu kadar ünlü olmasının yanında, yaklaşık 3-4 ay öncesinden rezervasyon yaptırılarak gidilen bir yerdir.

Yani, gezginler için daha çok sosyete ve zenginler için uygundur. Yine de, şehirde böyle bir yer olduğunu bilmenizi istedim. Restoranlar öğle yemekleri için saat: 13.00-13.30 gibi açılırlar ve saat 15.30-16.00 gibi kapanırlar. Akşam yemeği için ise, saat: 20.30-21.00 gibi açılırlar. Çoğu İspanyol, akşam yemeği için saat 22.00’de evlerinden çıkarlar.

Hani, şehrin en ünlü restoranı olarak “Arzak” tan söz etmiştim ve oranın pahalı olduğunu söylemiştim ya, orta fiyatlı birkaç güzel restorandan daha söz etmek istiyorum. “Kokotxa” Agosta ve Campanario köşesindedir. Hemen Santa Maria Bazilikası yanındadır.

Burada bir yerel “degustacion” menüsü denemek isterseniz, muhtemelen 60 euro ücret ödemeniz gerekir. Bu menü diğer restoranlarda 120 euro civarındadır. Ya da öğle yemeğinde, basit “del dia” deneyin ve sadece 25 euro ödeyin. “Bodegon Alejandro” bu aile restoranı, geleneksel Bask mutfağı ürünleri sunar.

Duvarları geleneksel Bask spor fotoğrafları ile dekore edilmiştir. Hafta içinde öğlen yemeği menüsü 13 eurodur. Son olarak “Juanito Kojua” 1947 yılında açılan bu mekan, yerel halk arasında çok popülerdir.

Tertemiz, sıcak ve ev ortamı vardır. Üst katta, deniz teması kullanılmıştır. Alt kat ise, çiftlik evi şeklinde dekore edilmiştir. Tadım menüleri 40-52 euro civarındadır. “Menü del dia” ise sadece 30 eurodur. Buraya yolunuz düşerse, büyük sütlaç denemenizi öneririm.

Şehirde kahve veya aperatif mekanı önermek gerekirse: San Telmo Müzesinin girişindeki “Cafe San Telmo” tercih edilebilir. Burada: bir kahve molası verebilirsiniz. Ayrıca: çeşitli aperatifler de atıştırmalık için idealdir.

Son olarak “Salt” isimli genellikle sörfçülerin tercih ettikleri bir pintxos ve kahve mekanı önerebilirim. İspanyol tapaslarının, Bask bölgesindeki benzerleri olan pintxos mutlaka burada denenmelidir.

Peki, şehirde ne içilir derseniz: Bask ülkesindeki şehirlerde, özellikle kırmızı şarap, yani “Navarra” ve “Rioja” tercih edilmelidir. Ayrıca, yine favori bir içecek olarak, hafif elma aromalı olan “Sagardoa” denenmelidir.

İspanya San Sebastian Genel

 

FESTİVALLER

San Sebastian şehri: her yıl Eylül ayında düzenlenen “Uluslar arası Film Festivali” ile ünlüdür. Bu festival, uzun yıllardır Avrupa’nın en ünlü ve önemli festivallerinden birisi olarak kabul edilir.

1980’li yıllarda “Muhsin Bey” isimli Türk filmi, en büyük ödüle layık görülmüştür. Ayrıca: Alfred Hitchcock, Audrey Hepburn, Elizabeth Taylor, Steven Spielberg, Bette Davis, Gregory Peck, Al Pacino gibi sinema dünyasının birçok ünlü yıldızı, burayı ziyaret etmiştir.

Her yıl “Temmuz” ayında, San Sebastian Caz Festivali düzenlenir. Bu festival de, Avrupa ve İspanya’nın en önemli ve eski caz festivallerinden biri sayılır. Bu festivalde, her yıl milyonlarca müziksever buraya akın ederler. Ayrıca caz müzisyenleri davet edilir ve konserler, şehrin farklı bölgelerinde yapılır. Birçok etkinlik ücretsiz yapılır.

Her yıl “Ağustos” ayında, şehirde bu kez, Klasik Müzik Festivali “Quincena Musical de San Sebastian” düzenlenir. Bu festival, ilk olarak 1939 yılında düzenlenmiş ve günümüze kadar sürdürülmektedir.

Son olarak, her yılın ikinci ayında, ilk cumartesi günü kutlanan “Caldereros” şenliklerinden söz etmek istiyorum. Bu etkinliklerde, yerliler şehir sokaklarında yürürken, tencere ve tavalar ile gürültü yapıyorlar ve bu festival tam olarak gürültü üzerine kurgulanmıştır.

Yürüyüşe katılanların çoğu çingene giysileri giyerler ve gürültüler eşliğinde dans ederek ilerlerler. Festivalin ilk olarak 1884 yılında kutlanmaya başlandığı söyleniyor.