Paris Müzeleri

Paris Müzeleri Musee Carnavalet

Musee Carnavalet

Bu müzede: Fransız monarşi ve aristokrasisinin savurgan yaşam tarzını yansıtan objeler sergileniyor. Özellikle: Marie Antoinette ve Kral 16.Louise gibi önde gelenlerin yaşam tarzından örnekler var.

Paris Müzeleri Musee de I’Armee

 

Musee de I’Armee

Dünyanın en büyük askeri müzelerinden birisidir. 1905 yılında önceden var olan Topçu Müzesi ve Tarihi Ordu Müzesi birleştirilerek kurulmuştur. Napolyon Bonapart’ın mezarı burada. Müzede: üç ana bölüm var.

Paris Müzeleri Musee National Moyen Age

 

Musee National Moyen Age

Burada, ortaçağ heykelleri, halılar ve sanat eserleri sergileniyor.

Paris şehrinin genel özellikleriyle ilgili yazım için.

 

Paris Mutlaka gezilmeli-görülmeli

 

Paris Mutlaka gezilmeli-görülmeli Eyfel Kulesi

Eyfel Kulesi ve Trocadero

Paris Mutlaka gezilmeli-görülmeli; Şehrin en ikonik simgesidir. Kulenin müthiş manzarası bulunan, üç seyir platformu var.

Paris Mutlaka gezilmeli-görülmeli Arc de Triomphe ve Champs-Elysees

 

Arc de Triomphe ve Champs-Elysees

Napolyon tarafından, savaşlarındaki zaferlerini kutlamak için yapılan güzel bir anıt. Champs-Elysees ise, şehrin en büyük bulvarı.

Paris Mutlaka gezilmeli-görülmeli

 Paris Notre Dame de 

Paris Notre Dame de

Fransa’nın ve dolayısıyla, Paris şehrinin en ünlü binası. Victor Hugo, burayı “Notre Dame Kamburu” ile ölümsüzleştirmiş.

Sacre-Coeur Bazilikası

 

Sacre-Coeur Bazilikası

Beş soğan kubbeli, beyaz Romanesk-Bizans tipi bir bazilika. Sacret Heart of Montmartre Tepesi üzerinde bulunuyor. Kentin en yüksek noktasında.

Centre George Pompidou

 

Centre George Pompidou

Paris’in en çok tanınan binalarındandır. Yapılın işlevsel parçaları: borular, oluklar, yürüyen merdiven, çelik çerçeve destekler ve birçok renklilik.

Place de la Concorde

 

Place De La Concorde

Paris’te en kanlı geçmişin yaşandığı yer. Kraliçe Marie Antoinette ve Kral 16.Louise, giyotinle burada idam edilmişler. Burada ayrıca 3200 yıllık bir Mısır Obeliski de dikili.

Pantheon

 

Pantheon

1851 yılında, Leon Faucault Earth taraından, dünyanın yörüngesi üzerinde dönüşü, burada kanıtlanmıştır. Fransa milli kahramanlarının çoğu (Voltaire, Rousseau, Victor Hugo, Marie Curie, Jean Moulin gibi) burada gömülü.

Hotel Des İnvalides

 

Hotel Des İnvalides

1670 yıllarında inşa edilmiştir. 1676 yılında Kral 14.Louise tarafından, hasta ve yaralı askerlerin ikametgahı olarak kullandırılmıştır. Günümüzde, binalar kompleksinin içinde: müzeler ve bir kısım askeri önemli şahsiyetin (özellikle Napolyon) mezarı bulunmaktadır.

Saint-Sulpice Kilisesi

Saint-Sulpice Kilisesi

Paris şehrinin ikinci büyük kilisesidir. 1646 yılında yapımına başlanmıştır. Dan Brown’ın romanı “Da-Vinci Code” ile ünlenmiştir. Eski bir pagan tapınağı ile ilgisi bulunmaktadır. Tanrıça İsis adına adanmıştır.

Sainte-Chapelle

 

Sainte-Chapelle

Fransız gotik mimari tarzın en büyük örneklerindendir. 50 metre yükseklikteki vitray pencereleri gerçekten muhteşem ve görülmeye değer.

 

Paris 18.Nolu Bölge

Paris 18.Nolu Bölge
Paris 18.Nolu Bölge

MONTMARTRE

Paris 18.Nolu Bölge;

Anlaşılmaz bir şekilde, Roma şehrindeki havuza aşıklar çeşmesi denilmesi gibi, Türk turist gurupları, buraya: “Aşıklar Tepesi” ismini takmışlar. Yani, Paris şehrinin tek tepesi, burasıdır. Sacre Coeur katedraline çıkan merdivenlere oturup, Paris’in çatılarına doğru bakıldığında, her nedense insanın içinde, romantik duygular uyandıran bir yer. Zaten bir söylentiye göre: bu merdiven basamaklarına oturanlar, aşık olurlarmış bu şehre, gidemezlermiş bir daha hiçbir yere. Sonunda, buraya dönmek isterlermiş. Ne kadar gerçek bilmiyorum.

Yine de, isminin anlamı: Şehitler tepesi manasında “Mont de Martrys”dir.

Burası, uzun yıllar boyunca, Paris şehrinin su ihtiyacına karşılayan değirmenlerin bulunduğu bir kasabaymış. Metro ile buraya gelirseniz, metro istasyonundan çıkar çıkmaz sizi kocaman bir değirmen karşılıyor. Bu, efsanevi “Moulin Rouge”

Montmarte bulvarında, Hard Rock Cafe var.

Ama pahalı. Buraya, ressamların tepesi de deniliyor. Çünkü çevrede bir sürü ressam resim yapmakla meşguller. Ressamların burayı tercih etmelerinin sebeplerinin başında; burada ev kiralarının ucuz olması ve muhteşem güzel bir manzaranın bulunması.

Küçük bir meydanı var. Bu meydan çevresi restoranlarla çevrili. Bir restorana girip soğan çorbası ısmarlarsanız, bu muhteşem lezzete doyamazsınız. Bunu sevmezseniz: istiridye ve beyaz şarap ikilisinin de tadına bakabilirsiniz.

Bu arada, bu tepede, sık sık canlı heykellere de rastlayacaksınız.

Son olarak değişik bir anı, başınıza gelebilir, dikkat: Tepeye, Sacre Coeur kilisesi tarafından çıkarken, karşınıza çıkan birileri tarafından, parmağınıza ip bağlamaya çalışılacaktır. Buna izin verirseniz, parmağınıza bağlanan bu ipin çıkarılması için, karşılığında bir miktar para vermeniz gerekecektir. Buna sakın izin vermeyin, yani ip bağlanmayın.

ESPACE SALVADOR DALİ

Montmarte tepesinde bulunmaktadır.

Müzede: 2. katta: ünlü sürrealist sanatçı Salvador Dali’ye ait: birçok çizim, gravür, karikatür ve heykel ve bir miktar resim sergileniyor.

Yani: Fransa’daki, tek kalıcı sergi olma özelliğine sahip.

Salvador Dali

19.yüzyıl sonlarında, Paris şehrinde, Becquerel bölgesinde bir dairede yaşamaya başlar. Bu sırada: Cervantes’in ünlü romanı “Don Kişot” u resimler. Ancak, bu resimlendirmeye yaparken, ünlü sanatçı: iki gergedan boynuzu ve mürekkebe daldırılmış tahıllar kullanır. Evet, bu gravürlerin yapım aşamalarını anlatan, bir de kısa film var. Bu film: ziyaretiniz sırasında, büyük olasılıkla, size de izletilecek.

Bunun dışında, bu binada yani müzede: seminer, toplantı ve basın konferansları ve akşam yemekleriyle kokteyller de düzenleniyor. Bu müzede, özellikle Salvador Dali tarafından tasarlanan, dudak şeklindeki koltuk, ilginizi çekebilir.

Paris 18.Nolu Bölge Pigalle

PİGALLE

Burası bir mahalle. Aslında pis bir mahalle. Seks kokan batakhanelerin bulunduğu bir yer. Mahalle adını: Fransız heykeltıraş Jean-Baptiste Pigalle’den alıyor. Adamın ölümü: 1785. Bu sanatçının atölyesi buradaymış. Onun ününe buraya koşturan: ressamlar, sanatçılar, yazarlar, müzisyenler, şarkıcılar buraya ünlü hale getirmiş.

Mahallenin uzun caddesinde: seks dükkanları, kulüpler ve hediyelik eşya dükkanları bulunuyor. Kafelerde oturup roman okumak mümkün. Ama yine de bu semt, batakhaneleriyle ünlü. Buranın müzikholleri de çok ünlü. Bunlar: Chat Noir, Folies-Bergeres ve Moulin Rouge.

Paris 18.Nolu Bölge Musee de I’Erotisme

Musee de I’Erotisme (Erotizm Müzesi):

Burası gece kuşlarının mekanı.

Müzede: seks ekipmanları satan mağazalar ve gece kulüplerinin arasında sıkışıp kalmış gibi görünse de, 7 katlı binasında, bir kültür ve tarih hazinesi barındırıyor. Beş kıtadan gelen, antik ve modern erotik sanat ürünleri, müzenin ana koleksiyonunu oluşturuyor.

Yunan vazoları, Aztek bibloları, Japon baskıları, 20.yüzyıl başından kalma fotoğraflar, cinselliğin her dönem ve coğrafyada yaşadığı önemin kanıtı. 1920’li yıllarda, İspanyol kral 13.Alfonso tarafından verilen emirle hazırlanan pornografik film koleksiyonu ise müze eserlerinin en önemli parçaları arasında.

Burayı mutlaka duyacaksınız. Ancak: söylediğim gibi, pek iyi bir ünü olan yer değil. Gidip gitmemek konusunda, tercih sizin.

Paris 18.Nolu Bölge Barbes

BARBES

Burası bir semt Paris’te, rengarenk vitrinlerin boy gösterdiği bir semt. Geniş Chapel Bulvarı: Kuzey Afrika ve Arap ülkelerinde karşılaşılan Pazar meydanlarına benzemiş. Sokaklarda, Fransızcadan çok Arap lehçeleri ve Afrika dilleri konuşuluyor. Ara sıra Türkçe konuşmalarda kulağa gelmiyor değil.

Le Dauphin isimli restoranda

Kuzey Afrika mutfağının farklı lezzetlerini bulmak mümkün. Müşterilerinin tamamına yakını: Fas, Cezayir ve Tunus asıllı Müslümanlar. Yani, burası müdavimlerinin tamamen Müslümanlardan oluştuğu bir semt. Sokak satıcılarından, iyi ve ucuz fiyatlarla bir şeyler satın alabilirsiniz. Zamanınız varsa, burayı ziyaret etmek olabilir.

Paris 18.Nolu Bölge Sacre Coeur Bazilikası

SACRE COEUR BAZİLİKASI 

Paris şehrine gidip te burayı görmeden sakın dönmeyin. Şehrin en yüksek tepesi olan: The Butte Montmarte’dedir. Dikkatinizi çekerim, burayı görmeden Paris şehrini görmüş sayılmazsınız. Burayı mutlaka görmenizi öneriyorum.

Burası: Roman-Bizans tarzında yapılmış bir bazilika.

Bu bazilika: 1870 yılında inşa edilmiştir. Tam ortasındaki beyaz mermer kubbe, daha küçük beyaz kubbelerle çevrilmiş görüntüsü ile, bir düğün pastasını andırıyor. Evet, bu kubbe, şehrin her tarafından görülebiliyor. Bu kubbenin en üstüne, tepesine tırmanıp, güzel bir Paris şehir manzarası izleyebilirsiniz.

Kiliseye adını veren kutsal yürek, aslında Hazreti İsa’nın yüreği ve yapının güney cephesinde “gülle” tasvir ediliyor. Ama: bu bazilika, dikkatli baktığınızda bir camiye benziyor. Çünkü: mimarı, Müslüman.

Paris 18.Nolu Bölge Eglise Saint-Jean-De-Montmartre

EGLİSE SAİNT-JEAN-DE-MONTMARTRE

Burası bir kilise. Mimar Anatole de Baudot (1834-1915) tarafından yaptırılmıştır. Yapı: 1904 yılında bitirilmiş ve ilk betonarme kilise olarak öne çıkmıştır. Kilisenin uzun nef pencerelerindeki vitraylar görülmeye değer. Bunlar: Jac Galland tarafından yapılmıştır.

GOUTTE

Burada, ağırlıklı olarak Afrikalı göçmenler yaşıyor. Bir mahalle. İrili-ufaklı, çok sayıda cami bulunuyor. Fakat, 19.yüzyıldan beri Işıklar Şehrinin en fakir, en karanlık mahallelerinden birisi olarak adı çıkmış. Bugün, hala bu ününü koruyor. Eski binalar, bakımsız yollar ve fakir göçmenler. Hemen yanı başında ise, turistlerin ana duraklarından Montmarte tepesi ve Paris’in gece hayatının kalbi Pigalle.

Ama, Goutte semti, bu ışıklı hayatın iki adım ötesinde unutulmuş, kendi halinde bırakılmış gibi. Paris Belediyesinin, 2006 yılında kurduğu: İslam Kültürleri Enstitüsü, bu mahallede bulunuyor.

Paris genel özellikleriyle ilgili yazım için.