Şırnak İdil

Şırnak İdil

İlçe ulaşım açısından, önemli iki karayolu bağlantısı arasındadır. Bunlardan biri: Cizre-İdil-Midyat-Mardin-Batman bağlantısını sağlayan karayoludur. Diğeri ise Irak-Türkiye bağlantısını sağlayan E-24 karayoludur, bu yol aynı zamanda İpek yolu olarak bilinir. İdil ve Cizre arasında bulunan Şerafettin Elçi havaalanı, ilçeye 13 km uzaklıktadır. İdil, Şırnak arası uzaklık: 75 km dir. İdil, Cizre arasındaki uzaklık: 30 km. İdil, Nusaybin arasındaki uzaklık: 73 km. İdil, Midyat arasındaki uzaklık: 60 km.

TARİHİ

MÖ 500’lü yıllarda yaşamış, Suriye’de bulunan Palmira kentinin Kraliçesi Zenobya’nın eşi Zabdai, bu bölgede (İdil, Kuzey Suriye ve Musul) hakimiyet sürmüştür. O dönemde, bugünkü İdil ilçesi “Beth Zabdai” olarak isimlendirilmiştir ve bölgenin başkentidir.

Bu ismin anlamı “Zabdai’nin evi, Bereketin evi, Mağdurun evi” demektir.

MÖ 539 yılında bölgede Persler görülür. MS 320 yılında ise Bizanslılar görülür. 1200-1300 yılları arasında ise, yapılan çeşitli savaşlar ve baskınların ardından, Beth Zabdai yerleşim yerinin ismi “Azech” olarak değiştirilir. Azech kelimesinin anlamı “direnen” demektir.

Halkın geneli Süryani olup, Süryanice konuşulurdu. Ancak 1400 yılından sonra, Artuklular bölgeye hakim olmuş ve bölge halkı için sadece Arapça konuşulmasına müsaade etmişlerdir. Evet, tarihi süreç içinde, bölgede birçok ulus hakimiyet kurmuştur.

Geçmişte büyük uygarlıklar kurulan İdil yani Beth-Zadbai veya Hazex;  Süryani, Ezidi ve Müslümanlar açısından önemli bir yerdir. Her uygarlıktan bugüne değişik izler kalmıştır.

1923 yılında ilçenin ismi “İdil” olmuştur.

Şırnak İdil

GENEL

İlçe 1990 tarihinde Mardin ilinden ayrılmış ve Şırnak iline bağlanmıştır. 1980 yılına kadar Süryani nüfusun yoğun olduğu ilçede, yurt içi ve yurt dışı göçlerle Süryani nüfus azalmıştır. Günümüzde ilçede 7-8 Süryani aile yaşamaktadır. Süryanilerin yaşadığı dönemde, ilçe üzüm bağları ve şarap yapımıyla ünlüydü. İlçenin rakımı 773 metredir. İlçenin Suriye sınırında bulunan kapıya uzaklığı 24 km dir. İlçenin kuzey ve kuzey batısı dağlar ve engebelidir. Güneyi ise ovalıktır. Arazi yapısı ilçenin kuzeyinden, güneyine doğru alçalarak, dağlık ve engebeli araziden, düz ovalara doğru iner. Karasal iklim hakimdir ve buna bağlı olarak yazları kurak ve sıcak, kışları soğuk ve yağışlı geçer. İlçe geneli bozkır görünümdedir. İlçenin kuzeyindeki Dicle nehri, Güçlükonak ile arasında doğal bir sınır oluşturur.

Şırnak İdil

İDİL MESLEK YÜKSEK OKULU

İdil ilçesinde, Şırnak Üniversitesine bağlı Ziraat Fakültesi ve Meslek Yüksek Okulu vardır. Meslek Yüksek Okulu, 2013 tarihinde açılmıştır.

GEZİLECEK YERLER

Şırnak İdil

MERYEM ANA KİLİSESİ-MOR YAKUP KİLİSESİ

İdil-Midyat karayolundan ayrılan 1 km lik asfalt yol ile ulaşılan “Öğündük” eski ismi Midin olan günümüzdeki Süryani köylerinden biridir.

Kilise, köyün içerisinde bir manastır kompleksi olarak yapılmıştır. Kilise faal ve bakımlıdır. Bölgeye ilk gelen havarilerden Mor Yuhan ve Maria Magdalena gibi havarilerin ardından, Hıristiyanlığın kabulü ile, bugünkü Meryem Ana kilisesi, Mor Yuhan ismiyle kurulur. Kuruluş tarihi olarak MS 57 yılı tahmin edilmektedir. Bu yüzden, Antakya’da bulunan ve Hıristiyanlığı kabul eden ilk kilise olarak bilinen Mor Petrus kilisesinden sonra, Hıristiyanlığı kabul eden ikinci en eski kilisesi, Mor Yuhan kilisesidir. Anadolu’da Hıristiyanların yaşadığı ikinci şehirdir. Kilise, 1710 yılında Meryem Ana kilisesi adını alır. Yapı: üç bölüm olarak yapılmasına rağmen, günümüze iki bölüm gelmiştir. Bir bölüm gerek savaşlar ve gerekse doğa olayları nedeniyle yıkılmıştır.

HABERLİ (BASİBRİN)-MOR DODO KİLİSESİ

Kilise, Haberli köyünün kuzey batısında, köye hakim bir noktadadır.

Kilisenin ayrıntılı ölçüleri alınmış ve rölöve planı çıkarılmıştır. Kompleks bir yapıdır. Oldukça muhkem yüksek duvarlı büyük bir avlunun kuzey doğusunda yer alan kilise, doğu batı doğrultusunda dikdörtgen planlı ve iki bölümlüdür. Güneydeki birinci bölüm narteks olup, boydan boya uzanan mekandır.

Şırnak İdil

TİMUR ÇEŞMESİ

İlçe merkezindeki bu tarihi çeşme, 15’nci yüzyılda Timurlenk tarafından yaptırılmıştır. Anadolu’da Timur adı ile anılan tek eserdir. Ancak bu tarihi çeşme, 2016 yılındaki terör olayları sırasında tahrip olmuştur.

Şırnak

Şırnak Cizre

Şırnak Güçlükonak

Şırnak Güçlükonak

Güçlükonak, il merkezi Şırnak’a 70 km uzaklıktadır. Güçlükonak, Cizre arasındaki uzaklık: 46 km. dir.

TARİHİ

Güçlükonak ilçesi, daha önce Eruh ilçesine bağlı bir köy iken, 1990 yılında ilçe olmuş ve Şırnak iline bağlanmıştır. Guti dönemlerinde, ilçe sınırları içinde bulunan ören yerinde, tek parça kayadan üç katlı evler yapılmıştır. Bu evlerde, yatak serilecek yerler ve beşiğin konulacağı yerler dahi oyulmuştur. Şu anda çevre köyleri, bu yeri “Ulyeşeylan” diye adlandırılır. Bu ören yerine yakın bir pınar vardır. Bu pınar bir mağaradan çıkar. Mağara sarkıt ve dikitlerle doludur.

GENEL

İlçe, Güneydoğu Anadolu bölgesinde, Dicle bölümünde Şırnak ilinin batısındadır. İlçenin rakımı 950 metredir.

GEZİLECEK YERLER

FAKİ TAYRAN CAMİSİ

İlçe merkezine bağlı Damlarca köyündedir.

Cami, halk arasında Faki Teyran Medresesi olarak da bilinir. Faki Teyran’ın asıl ismi Muhammed olup, Van Bahçesaray ilçesindedir. Mezarı günümüzde Bahçesaray’ın Kartal köyündedir. “Faki” medrese talebesi anlamındadır. Faki Teyran’ın kuşlarla konuştuğu rivayet edilir. Ayrıca gerek şiirlerindeki içeriği, teması, stili ve hayatına dair gerçeklerden yola çıkılarak, 1550-1690 yılları arasındaki 140 yıllık bir zaman diliminde yaşadığı kabul edilmektedir.

Mevcut kabrinin üzerindeki mezar taşında, herhangi bir tarih bulunmaz. Cizreli ünlü alim Molla Ahmed-i Ciziri ile çağdaş olup, beraber yazdıkları “Mela ü Faki” gibi bazı şiirler vardır. Melaye Ciziri ile olan ilişkisinden dolayı, Cizre’de bir süre kaldığı ve bölge ile münasebetlerini sürekli devam ettirdiği bilinmektedir.

Şırnak Güçlükonak

FİNİK SURLARI

İlçe merkezine bağlı Damlarca köyünde, Dicle nehri kıyısındadır. Dicle-Şırnak yol ayırımından 12 km uzaklıkta, Güçlükonak ilçesine giden karayolunun üst kısmındadır.

Bölge genel olarak Finik diye nitelendirilmekte olup, Dicle nehri ve vadisine hakim konumdadır.

Eski yerleşmeler, geniş bir alana yapılmıştır. Bunlardan biri olan cami, kayalıklardan çıkan derenin batı tarafında kurulmuştur. Derenin batı tarafında, istinat duvarları ile düz bir alan oluşturulmuştur. Bu alan, caminin kuzey tarafında kalır. Ayrıca, her iki yamaçta çeşitli kalıntılar ve mağaralar vardır. Günümüzde, cami Güçlükonak karayolu kenarında görülür.

Şırnak Güçlükonak

Kale: iç kale ve dış kale olmak üzere iki bölümden oluşur.

Dış kalede: sur kalıntısı kuzey-güney istikametinde uzanır.

Surların ne zaman yapıldığı bilinmemektedir. Ancak Gudiler döneminde yaptırıldığı ve daha sonraki dönemlerde de kullanıldığı tahmin edilmektedir. Günümüzde surlar harap haldedir. Ancak surların içindeki kalıntılardan: kale, zindan, sarnıçlar ve konutların bulunduğu yerler görülebilmektedir.

Ayrıca, kaleden gizli dehlizlerle su almak için nehre uzanan merdivenler yapılmıştır. Surların içinde, Asur ve Gudi dönemlerine ait, çeşitli kabartmalar bulunur. Bunlar arasında, kabartma bir kadın heykeli, günümüze iyi durumda ulaşmıştır. Kaynaklardan öğrenildiğine göre, kale içindeki medresede “Fakı Teyran” isimli bir şair ders vermiştir.

 

BELKİS (NEBİ SÜLEYMAN) KAPLICASI

İlçe merkezine bağlı Düğünyurdu köyünde, Dicle nehri kıyısındadır.

Eski kaplıca, modern kaplıca binalarının batı tarafındadır. Dicle nehrine bakan yamaçta, doğu-batı doğrultusunda uzanan kaplıca binası, dıştan 5.50 x 18.90 metre ölçülerinde, iki bölümden oluşur. Son yıllarda kuzey tarafına betonarme bir bina eklenmiş ve önü tamamıyla kapanmıştır. Kaplıcanın suyu bir kaya yarığından dışarı çıkar ve 15 metre yükseklikten bir havuza dökülür. Suyun sıcaklığı 60 derecedir. Su kükürtlüdür ve hidrojen içerir. Bu yüzden, romatizmal ve kadın hastalıkları tedavisinde kullanılır.

Şırnak Güçlükonak

TİMUR’UN PENÇELERİ

Güçlükonak-Cizre karayolu üzerindedir.

Damlarca köyü Kale tepe eteklerinde, Timur’un ordusu tarafından atılan mancınıkların kayalarda yaptığı tahribatı görmek mümkündür. Kayalar üzerindeki göçükler, Timur’un pençeleri diye adlandırılıyor.

Şırnak Silopi hakkındaki gezi yazım için Silopi

 Şırnak Cizre hakkındaki gezi yazım için Cizre

Tunceli Pertek

Tunceli Pertek

Yeşil olması ile önem kazanan ilçe, aynı zamanda tarihi varlıklara da sahiptir.

ULAŞIM

Pertek, Tunceli arası uzaklık: 52 km. Pertek, Elazığ arası uzaklık: 33 km. Pertek ile Elazığ ili arasındaki ulaşım, Keban baraj gölü üzerinden 3 km uzaklıktadır.

Bu yolculuk feribotla sağlanır. Muhteşem bir manzara izlemek isterseniz, bence mutlaka bu feribot gezisini yapınız, Elazığ’a feribotla geçiniz. Feribot yaklaşık 20 araba taşıyor. Her yarım saatte bir karşılıklı sefer yapılıyor. Yolculuk yaklaşık 15 dakika sürüyor.

TARİHİ

Yörede ilk yerleşimcilerin Hititler olduğu tahmin edilmektedir. Yerleşim yeri: 19’ncu yüzyıl sonlarında Mamuretül Aziz (Elazığ) ilinin Dersim (Tunceli) Sancağına bağlı Çarsancak (Akpazar) kazasına bağlı bir nahiyedir. 1885 yılında Belediye kurulur.

1936 yılında Tunceli il olunca, Pertek buraya bağlı bir ilçe olur. Pertek yöresinin isminin kökeni: Selçuklu döneminde, Oğuz boyları tarafından, kaleye dikilen siyah renkli tunç kuş heykelinden gelmektedir.

Bolluk ve bereket sembolü olan bu kuş heykeli “Pertek” veya “Pirtek” olarak isimlendirilir. Rengine bakılarak “Kara Kuş” olarak da tanınır.

Tunceli Pertek

GENEL

Munzur dağlarının eteklerinde bulunan dağlık alan, akarsular tarafından parçalanmıştır. Deniz seviyesinden yüksekliği ortalama 1050 metredir. Ancak arazinin yüksekliği 1000 metre ile başlar kuzeyde 2000 metre ile son bulur. Yörede bulunan akarsular, ilçenin güneyinde yani yüksekliği daha az olan bölümde Keban barajına akar.

Yörede sert kış dönemleri yaşanırken, Keban baraj gölünde su tutulmaya başlandıktan sonra nem oranı yükselmiş, kış dönemleri daha ılıman geçmeye başlamıştır. Son dönemlerde: ilçe merkezinde kışlar ılık ve az yağışlı, yazlar ise sıcak ve kurak geçmektedir.

GEZİLECEK YERLER

BAYSUNGUR CAMİİ

Caminin asıl yeri, Pertek ilçesinin güneyinde Murat nehri kıyısındadır. Baysungur camii, Yukarı camii, Sungurbey camii isimleriyle de tanınır.

Ancak, Keban baraj gölünün suları altında kalacak olması nedeniyle, 1971-1973 yılları arasında, günümüzdeki yerine taşınmıştır. Bugünkü yeri, Pertek-Elazığ kara yolu üzerinde, ilçe çıkışındadır.

Cami: Kanuni Sultan Süleyman döneminde Pertek Beyi Türkmen Beylerinden Rüstem oğlu Bay Sungur tarafından yaptırılmıştır.

Yapının inşa tarihi konusunda: inşa kitabesinin Harput Müzesinde bulunduğu söylenmektedir. İnşa kitabesine göre: iki ayrı tarih bulunur.

Birinci görüşü savunanlar, Harput Müzesinde bulunduğu öne sürülen kitabeye göre, cami 1572-1573 tarihleri arasında yapılmıştır. İkinci görüşü savunanlar ise, aynı kitabeye dayanarak caminin 1577 yılında yapıldığını öne sürerler.

Caminin minberinde bir yazı vardır. Bu yazı, koyu renkli taş duvarlardadır. Okunmayacak kadar bozulmuş olsa da bir kısmı okunur ve şöyle yazar “En büyük Sultan ve muazzam Hakan: Rum, Arap ve Acem illerinin Padişah Sultan Murat Han zamanında Pir Hüseyin Bey oğlu Baysungur tarafından yaptırılmıştır.”

 

Caminin mimari özelliklerine gelince: Cami kare planlı ve tek kubbelidir. Doğu, batı ve güney cepheleri simetriktir. Pencere açıklıkları dışında, herhangi bir düzenleme yoktur. Son cemaat yeri ve minare, renkli taşlardan yapılmıştır.

Taç kapı ve mihrabın taş işçiliği görülmeye değer güzelliktedir. Caminin minaresi: kuzeybatı köşededir. Minare tek şerefelidir. Beden duvarlarına oranla, yüksek tutulmuştur. Altta, beden duvarlarına kadar yükselen kare kaideden sonra, kürsü kısmı bulunur.

 

ÇELEBİ AĞA CAMİİ-ÇELEBİ ALİ CAMİİ

İlçenin güneyinde, Murat ırmağı kıyısındadır. 1971-1973 yılları arasında bu bölgenin Keban baraj gölü suları altında kalması nedeniyle, cami taşları numaralandırılarak sökülmüş, bulunduğu yerden alınarak ilçe merkezinde günümüzdeki yerine taşınmıştır.

Günümüzdeki yeri, Pertek-Elazığ kara yolu üzerinde, ilçe çıkışında, Baysungur camii ile birlikte aynı yerdedir. Cami: Çelebi Ali camii, Aşağı camii, Ali oğlu Çelebi camii, Çelebi Bey camii, Ali Çelebi camii, Meydan camisi, Aşağı Çelebi Ali Camii gibi isimlerle de tanınır.

Giriş kapısı üstündeki Arapça Silüs hatla yazılan kitabesine göre: 1569 yılında yaptırılmıştır. Kitabenin Türkçe metni şöyledir “Bu mübarek cami şerifin yapımını Koca Hacılı Ali Oğlu Çelebi Bey emretmiştir. Allah onların günahlarını affetsin. Tarih 976 yılı Ramazan ayı (Miladi Şubat-Mart 1560)”

Mimari özellikleri: Cami kesme ve moloz taştan yapılmıştır. Son cemaat yeri 3 kubbeli, ana mekanı tek kubbelidir. Ana mekanın batısındaki beşik tonozlu yerde: eyvanlı bir çeşme ve minare bulunur. Çeşme, minare ve son cemaat yeri duvarları, iki renkli kesme taştan yapılmıştır.

ÖMER PAŞA KONAĞI

İlçe merkezinde Camikebir Mahallesindedir.

1885 yılında burada Belediye kurulur. Bu dönemden kısa bir süre sonra Sivastopol kuşatmasına katılan Serdar-ı Ekrem Ömer Paşa, buraya gelir ve günümüzdeki Camii Kebir Mahallesinde ( o dönemdeki ismi Şorgu) büyük bir konak yaptırır. Maalesef konak hakkında daha ayrıntılı bilgi yoktur.

KİLİSE

İlçe merkezine bağlı Til köyündedir. İlçe merkezine 7 km uzaklıktadır.

Til (Korluca) köyü: 7’nci yüzyılda Bizans-Arap mücadelesine sahne olmuş ve sürekli el değiştirmiş bir yerdir. Ancak 10’ncu yüzyıldan sonra, Bizans hakimiyeti bölgesinde kalır. Bizans döneminde bu bölgeye Katolik Süryaniler yerleştirilir.

Bu dönemde, Süryaniler, bölgede 4 tane kilise ve manastır yaparlar. Fakat bu dini yapıların Süryanilere mi, yoksa Ermenilere mi ait olduğu konusunda çelişkiler vardır.

Kitabesi günümüze ulaşmadığından yapım tarihi ve yaptıranlar bilinmez. Baraj gölü suları altında kalmıştır o yüzden bu kilise ve manastır yapılarına ait günümüzde herhangi bir görsel yoktur.

SULTAN HIDIR TÜRBESİ

Pertek ile Hozat arasında, karayolunun kenarında, bir tepenin üstünde, Zeve denen Dorutay köyündedir.

Türbe ile ilgili anlatılanlar şunlardır. “Selçuklu Sultanı Alaattin, askerleriyle bölgede iken, bir yaşlı insana rastlar. Sonra yaşlı bu insanın (Sultan Hıdır) gösterdiği kerametleri görür ve ona 3 kurama bırakarak bölgeden ayrılır” Türbe, 3 bölümden oluşmaktadır.

Birinci bölüm: kurban kesilen ve ateş yakılan avlu kısmıdır. Buranın üstü demir çatı ile örtülüdür. Avluda oturma alanları bulunur.

İkinci bölüm: Avludan türbeye geçişi sağlayan ilk odadır. Burada 3 mezar vardır. Mezarların kime ait oldukları bilinmez, ancak türbenin bekçileri oldukları tahmin edilmektedir. Burada: teberik denen ince bir kum alan vardır. Ziyaretçilerin bazıları, bu kumdan alırlar.

Üçüncü bölüm: Türbenin asıl bölümüdür. Burada: Sultan Hıdır’ın mezarı ile birlikte birkaç mezar daha vardır. Ancak bu mezarların üstleri, yenileme sürecinde kapatılmıştır. Türbe odası genişçe bir odadan oluşmaktadır.

Çünkü bazı ziyaretçiler burada yatıya kalırlar. Bu yatıya kalan ziyaretçilerin kullanımı için bazı eşyalar bulunmaktadır.

Türbe: çocuğu olmayan kadınlar, sara ve akıl hastaları yakınları tarafından ziyaret edilmektedir.

SAĞMAN KALESİ-DERUN-İ HİSAR KALESİ

İlçe merkezine 20 km uzaklıktaki Sağman köyünde, sarp bir kayanın üstündedir. Kalenin yapılış tarihi ve yaptıran hakkında bilgi yoktur.

Sadece Evliya Çelebi tarafından yazılarında kalenin “Diyarbakır Artukoğulları Sülalesinden bir Türk Beyi tarafından yaptırıldığını” yazar. Kale oldukça küçüktür, ancak önemli bir geçit yeri olan derelerin kesiştiği yerde kuruludur. Kalenin bulunduğu tepenin batı ve güney yamacındaki surlar sağlam olarak günümüze ulaşmıştır.

SAĞMAN KÜLLİYESİ

İlçe merkezine 20 km uzaklıktaki Sağman köyü merkezindedir. Külliyenin camisi: 1555 yılında Keyhüsrev Bey oğlu Salih Bey tarafından yaptırılmıştır.

Caminin özellikle renkli taşlardan yapılmış kapısı ilgi çeker. Ayrıca, kapının oyma taş işçiliği de görülmeye değerdir. Ana mekan kare planlı ve kubbelidir.

Kubbenin üstü taştır. Caminin yanında külliyeye ait Salih Bey’in türbesi bulunur.  Altıgen olan türbe renkli taşlarla işlenmiştir. Türbeye, caminin batı bölümünde bulunan medreseden girilir.

Tunceli Pertek Kalesi

PERTEK KALESİ

İlçe merkezinin güneyinde, Murat ırmağı kıyısında bir tepe üstündedir. Kalenin bulunduğu yer, Pertek ilçesinin eski yerleşim yeridir.

Kalenin “Halid Bin Velid” tarafından onarıldığı ve bu onarım sırasında kalede bulunan “Karakuş” (Moğolca Portok) heykelinin kaldırıldığı ve yerine Arapça yazılı bir kitabe konulduğu tahmin edilmektedir.

Bölgenin Keban baraj gölünün suları altında kalması nedeniyle, kale günümüzde bir ada üzerinde bulunmaktadır. Kalenin kesin yapım tarihi ve yaptıranlar bilinmez.

Kalede: surlar iç içe geçerek yapılmıştır. Surlar arasında yapı kalıntıları temelleri görülür. Kalenin güney cephesinde: yontma taşların arasına kırmızı tuğla ve mavi çiniler konulmuştur.  Kalenin içindeki çinili odaların, 1071 yılından sonra bölgede hakimiyet kuran Mengüçoğulları tarafından yaptırıldığı tahmin edilmektedir.

Yine, kalenin içinde bir sarnıç ve çeşitli yapı kalıntıları vardır.

Kıyıdan teknelerle kalenin bulunduğu adaya gidip, kaleyi gezebilirsiniz.

 Tunceli Pülümür hakkındaki gezi yazım için  Pülümür